Başını yastığa koyup
gözünü duvara dikersin.
Dikersin dikmesine de
geceye dikiş tutmaz.
Yamalar yaralar...
Gözünün önünden geçen film şeritleri,
Küçücük ellerimle kocaman adamlar çizdim sana
Hani aşkın yaşı yoktu sevgili;
Gözümden içime süzülenler neydi peki?
-Ne oldu, açmıyor mu telefonu?
-Yaradığınız kişiye şu an ulaşılamıyor diyor.
Lütfen daha sonra tekrar deneyin diyor
çünkü o da biliyor mevcut ahmaklığımızı,
usanmadan tekrar tekrar deneyeceğimizi.
Yaramaya, yaranmaya çalışırken tekrar yaralanıyoruz
Yüzlerce penceresi vardır hayatın.
Bazılarından bakmak zorunda olursun,
bazılarını kendin seçersin.
Siyaha renk katmak gibi düşün.
Parçalara seçeceğin renklerin yoğunluğu ve doğruluğu bütünün rengini belirler.
Selim Akgün
Zamanla sahip olduğunuz yaralar,
Kabuk tutup iyileşince tecrübeye dönüşür.
Biri sizin izinize dokunduğunda canınız acımaz,
Acıyacağını sanıp irkilirsiniz.
Bu yaranın tecrübeye dönüş evresidir.
Çok yaram var demeyin,
Huy kalır, masumiyet gider.
Zile basıp kaçmanın evrim geçirmiş halidir zamane kaçışlar...
Aynı semanın altında,
belki aynı hayalleri kuruyoruz seninle şimdi bulutlara bakarak.
Bembeyaz pamuk şekerler türetiyoruz her birinden.
Her birinin üzerinde seke seke geziyoruz.
Zor olanı peşkeş çektik kolaylara!
Dağ falan da delmek yoktu oysa ki ortada.
Üşüyeceksin, soğuk olacak, yüreğine belki karlar yağacak.
Hayat, önüne insanlar sunacak.
Ciddiye al, bazen bir seçim, tüm seçenekleri karanlıkta bırakır.
İyi ölç, kararla tart.
Değmezlere değdirme varlığını;
Yüreğini, yorganına göre uzat!
Yıkılan hayallerimi, üzerimden kaldırmaya gücün varsa gel!
Büyüktü hayallerim,
enkazlarım ağır benim.
Depremzedeyim.
Kazara çarptım olmazlara
Kazadedeyim.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!