Selim Akgün Şiirleri - Şair Selim Akgün

Selim Akgün

Tek kişilik renkli bir çadır kurmuşsun, içine içimde kalanları sığdırmışsın. Sanırım o aradığımız bambaşka dünyayı tek başına, o güzel parmaklı ellerinle yakalamışsın. Helal et, yol ayrımında biraz döktüm sana da çirkin yüzümü. Biraz burukluk, biraz isyan, biraz çaresizlik, çokça üç nokta... Hepsi o bambaşka dünyanın içine bir türlü giremeyişimdendi aslında ama sana da sıçradı. Geri sarabilseydik zamanı, o henüz adımızı koyamadığımız zamanlara dönmek isterdim. Her mimiğine onlarca şiir fışkırırdı sessizce hani; ben “bunu sana yazdım” demeden, o şiirin sana yazıldığını anlamadığın, anlamak istemediğin zamanlara... Diğer herkesi “herkes”, bizi “biz” olarak gördüğümüz zamanlara... Biz bize isim koyamazdık, başkalarının da isim koymasını bekleyemezdik; beklemiyorduk da. İşte o zamanlara... Sus desen de bir türlü susmayan şiirlerin ikizler, üçüzler doğurmasına her gün ama her gün şahit olduğum zamanlara...
Hiç sevmezdim üç noktaları ben. Yazanı güçsüz ve yetersiz bulurdum. “Nedir ulan bu sürekli üç nokta, doldursana boşluğu! ” derdim. Güçlü ve yetersiz olma konusunda haklı, boşluk doldurma konusunda haksız olduğumu anladım.

Şimdi, hiçbir şey olmamış gibi davranıp bizi biz olduğumuz için sevdiğimiz zamanlara hızlıca geçiş yapabiliriz. Bir deniz kenarında balık tutup saçma sapan şeylere aynı şekilde gülebiliriz. Yüzlerce şarkıda yine uçurtmalar uçurabiliriz. Bunu ikimiz de biliyoruz ama yine biliyoruz ki o dünya bu dünya değil.

O güzel ellerinle yakaladığın bambaşka dünyaya kurduğun çadırın her rengini öp benim yerime de. Yanına, yakınına gelmek için hiçbir mazeret vermiyor bana benim dünyam.

Devamını Oku
Selim Akgün

Tadını çıkarmak varken, canını çıkardınız.
Evet her şeyin, hem de her şeyin...
Papatyaları yoldunuz,
güvercinleri kovaladınız,
balonları patlattınız,
tabakları kırdınız...

Devamını Oku
Selim Akgün

Taşı bitmiş bir çakmağım şimdilerde.
Tutuşturmak namına yedim kendimi.
Bir kıvılcım gerek kalbimin dudaklarına, bir buse...
En çok,
yalnızlığın kavurucu sıcaklığı altında kalıp patlamak korkutur beni.
Son bir kıvılcım; ha çaktı, ha çakacak.

Devamını Oku
Selim Akgün

Bazı sesler sesten ibaret değildir çoğu zaman aslında...
Yalnızca kulak şahitlik etmez derinden vuruşlara.
Kimisi ses verdiğini sanır,
Nefes verir aslında...

Devamını Oku
Selim Akgün

Sahi sevgi neydi?
Emek miydi,
Emeklemek mi?

Her sevgi,büyümeden önce emeklemedi mi?
Sahi,emeklemek de emek değil miydi?

Devamını Oku
Selim Akgün

Hani derler ya birileri
“Sen çok değiştin...”
O birileri hiçbir zaman “asıl ben çok değiştim” demez.
İstisnaları hariç tutarak söylüyorum,
bir sebebi var o değişimin.
Aylarca, belki yıllarca sulayıp beslediğin bitkinin

Devamını Oku
Selim Akgün

Kurak solukların ardından tutulduğum yağmurlar gibi tutuldum sana.
Serinliğine, gelişine, yağışına tutundum.
Senden kaçmak ahmaklıktır!
Sür bereketini korkularıma.
Ovuştur kalbimin gözlerini, yıka…
“Gitmeyeceğim”, “bitmeyeceğim”, “ dinmeyeceğim”, de ama

Devamını Oku
Selim Akgün

Mermiler ve bombalar yağabilir diye korkuyorsan kimliğine,
Farklı bir kimliğe bürün de gel.
Bir merhabandan çıkarırım ben kokunu.
Ben şimdiye çoktan yalın ayak koşmuştum sana ama
bilmiyorum o kapı duvar mı yoksa duvar yıkılmış mı.
Sen bil, içeri girmen suretiyle ve yalnız senin kapatabileceğin şekilde açık bu kapı.

Devamını Oku
Selim Akgün

Sen konuşunca her şey susardı.
Susunca,
Her şey sana susardı.

Devamını Oku
Selim Akgün

Karmakarışıklık,
Ve karmakarışıklığa alışıklık
İçim bulanık,dışım şık
Gölgelerime gölge katıyor bulutların arasından sızan ışık...

Kırık gülüşlerim

Devamını Oku