Ne gibisin dersen, dibinin kalın katmanında irice bir çatlağa sahip küçücük bir fanusum. Renkli, allı pullu japon balıkları büyütülmeye çalışılıyor içimde.
“Bu, balıkların doğasına, benim mevcut halime uygun değil!” demek istiyorum ama
insanlar duyulmak, sevilmek, anlaşılmak istiyor.
İnsanlar, kendi istediklerini başkası istesin istemiyor.
Bir zirvenin tepesinde olmalı hep onlar.
Anamın kuzusuydum
Büyüdüm,
Koyun yerine sayıldım;
Yar koynunda kendi bacağımdan asıldım...
Temizdim,
“Seni hiç bırakmayacağım”, “Dış görünüş önemli değil”, “Bir an bile aklımdan çıkmıyorsun”, “Her şeyimsin”, “Senin için ölürüm”…
Kısa soluklu, çok oluklu kesitler izlediniz.
Elbet, siz de bu cümlelere yabancı değilsiniz.
Kiminiz söylediniz,
kiminiz işittiniz.
Hah! Yoluma bakacakmışım.
Bir şekilde yoluma devam edecekmişim.
Hah!
Üzülmeyecekmişim.
Kimseyi üzmeyecekmişim.
Hah!
Bir dal uzanır büyür yavaş yavaş
Sen ey koca çınar bunu çekemezsin
Yapraklarını saysam toplasam bir kenara
Boyumdan büyüktür göremezsin
Sen ey koca çınar,öğren artık dünya fani
İstediğin kadar kapat kapıları. Açıp açıp bakacaksın kapının ardında bıraktığına. Daha önce daha güzel bir yere değdirmedin ayaklarını çünkü. Daha güzel sulanmadın, daha güzel dinlenmedin, daha güzel özlenmedin. Sen de biliyorsun, sen o kapının dışında daha güzeldin. İstediğin kadar kapat kapıları. Ayakların çekecek seni, köklerin sürükleyecek.
Biliyorum, daha şimdiden perdenin ardından bakıyorsun. Sırtını dönünce soluyor, yüzünü dönünce kapıya yanaşıyorsun.
Günebakan çiçeğim! Çok derinlerde boy veriyorsun...
Bazılarının sözlüğünde
iyiliğin tanımı enayilik diye geçiyor.
Sen kendine yetecek kadarını ayırıp kalanını ona veriyorsun,
o daha en başından
kendine ayırdığına da göz koyuyor.
Yapabildiğin tüm fedakarlıkları yapıyorsun,
Gerçek değilsen gelme!
Surlarım çekili sahteliğe
Sisli havalarda da sevmeyeceksen beni
Gizli kapılar ardına kapat kendini
Görmeyeyim yalnızca gülmeye programlı suretini...
“ Keşke “ dediklerimiz “ iyi ki”,
“ iyi ki ” dediklerimiz “ keşke “ oldu.
“ Aşk “ dediklerimiz “ ayrılık “,
“ ayrılık “ sandıklarımız en büyük vuslatımız oldu.
Tırnak içine alıp da üzerine düştüğümüz ne varsa,
altında kaldık yanlış yaklaşımlarla.
Hep aynı senaryonun farklı karakterleri,
farklı yolları,
farklı zaman dilimleri…
Bir acabanın peşine düşüp
yolun güzelliğine aldanıyorsun yoldaki çiçeklerin büyüsüne kapılıp.
Hasadın da hasılatın da yolda yuttuğun toz oluyor.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!