Ey herşeyde sadece ben ben diyen sen! ! !
Bir kerecik baskın olsun ruhuna vicdanın,
Bir kere de tek hamleyle onu yen...
Bencilliğine urgan olsun pişmanlığın,
Bu söz beddua değil,sana son duam olsun...
Çivisi çıkan yuvarlakta kimlik kazandığım kara parçasında,
tüm arayışlar, düne bakışlar geliyor tampon tampona.
İnsanın insana, insanın hayvana bekleyeceği sevgi koşuyor kıtlığa
ama yine ekonomi yine enflasyon duruyor başlıklarda.
Sansan da değerini en has altından
Sarraf anlar değerini,geçmişsin onlarca köprünün altından...
Hiç mi ibret almazsın toprak altında yatandan,
Hadi onu düşünmedin,utan bari atandan
Olmak istemez misin, yürekte bir ömür durmadan atandan?
Martıların arasında yalnız bir güvercinim.
Tutamam sevdaları,işe yaramaz pençelerim...
Bir şarkı tuttursa da yüreğim;
Cırtlak martı seslerinden duyulmaz ki sesim...
Belki martılar kadar keskin değil gözlerim,
Bir masal anlat bana
Bir varmışlar olsun,yokmuşlar kaybolsun
Evvel zaman içinde, kalburüstü tebessümler olsun.
Bir varmışla başladığın masal,varlığınla son bulsun...
Bırak yedi cüceler pamuk prensesle avunsun
Yalnızca uyutmaya yarar masallar,
Anlatanı bile inandıramadığı için.
Ben sende mutluluğu çıplak gözle görmeye çalışırken,
Sen hep fesat gözle elbisemin altındaki çıplaklığa odaklandın
Ah be sevgili,yokluğunu böyle giydirmek zorunda mıydın?
Bir omzuna birini, diğerine ötekini, başının üstüne berikini, sırtına bir diğerini al ve çık yola. Her birine kendinden eksiltip de ver, iyice azalt kendini. Sıfıra düşmek de ne ki? İyice eksiye düşmeli... Yeniler de neymiş; yineler varken hele? Çek gözünü kendin için olanlardan, sür eskileri göz kapaklarına. Bir başka gelecek olan güne ne hacet? Dünlerin aynısı neyine yetmiyor? Ver! Verdikçe daha fazlasını isteyecekler elbet, al çıkar göğüs kafesinden işe yaramaz et parçasını, uzat ellerine. “Sizden kıymetli mi” de. Yaptıkların, verdiklerin, göz ardı ettiklerin, fedakarlıkların mı paha edecek sandın sen? Bak şuyun eksik, buyun eksik, üstelik şunları bunları da yapmadın. Omuzların, sırtın, başın böyle kıymetlerle doluyken, sen koşamıyorsun bile. Yürümekten öteye geçemedin. Yolcularını daha şu köprülerden bu yamaçlardan geçiremedin. Hiç bakma arkana! O geçtiğin yollar, atlattığın patikalar önemli mi be! Önemli olan sadece önündekiler ve onlar da daima arkada kalacaklar. Şimdi mesela görevinin otuz dokuzuncu yılındasın. Belki kırkıncı yılda bir soluk ihtiyacı ile yorulacaksın. Taşıdıklarını can havli ile bir nefeslik bırakacaksın. Şaşırma! Nihayetinde o bir nefeslik süre ile anılacaksın.
Selim Akgün
Beklemek...
Sana geldiği halde,
Yine Onu beklemek...
Bedeni gelir,kendi firar
Bendeki Onun gelişini gözlemek...
Mesafe koymak,
samimiyete zaman tanımak
kibirli olmak değildir.
Mesafeli olmak,
benim kalbim, hayatım,
vaktim, sahip olduklarım kıymetlidir,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!