Medeniyetin Rengi
Yüksek katlı bir binanın tepesindeyim.
Elimde dürbün.
Yaşadığım toplumu izliyorum.
Yere serilmiş kırmızı bir halı; aktrislerin, sanatçıların, mankenlerin vs. yürüdüğü cinsten, pek havalı.
Mehtabım…
Sen gittiğin günden beri
Bir hayat sustu içimde
Tam da orta yerindeyken yaşamın
Ne güzel de gülümsemişti
Mevsim..? İnsan Dökümü
Şu hayatın orta yerinde
Kalmadı ne aile, ne dost, ne de kardeş
Aklımızda binbir şüphe
Yılanlarla olmuşuz eş
Ne istersin be insanoğlu!!
Tarih dersen birer utanç
Bir toprak uğruna kıyılan onca canlar
Nice saltanatlar gördü bu dünya
Sana mı kalır sanırsın
Yalancısın, kalleşsin ,susarsın kana, kıyarsın cana
Bana nasılsınız diye sormayın
Uzun bir hikaye
Anlatacak ne benim ağzım var
Ne de dinleyecek sizin kulaklarınız
İki kelam iyiyim desem ki zaten
Sizin de istediğiniz öyle bir şey
Ne kadar zaman oldu sol yanıma düşeli
Bulan oldu mu gözlerimi
Kaç ay, kaç yıl sürdü yüreğimin gurbetliği
Kaç şehir gezdi, kaç ülke?
Var mıydı vatanı, toprağı, çiçeği, baharı
Kaçak bir göçmen,kimi zaman mülteci
Nefes Gibi Şiir
Yazmak,
içimde bir kırık cam,
Her kelimeyle kanatır beni biraz
Ama yine de yazarım,
Ölülerimle Gideceğim
Ölülerimle birlikte gideceğim buradan,
İçimde birer birer düşen her şeyle:
Sevgiyle, kardeşlikle, adaletle…
Birbirini tanımayan çocuklar gibi
Suskun, yabancı, kimsesiz duygularla.
Her gün bir balyoz darbesi indirdim inançlarıma
Bir çekiç demedim koca bir kaya gibiydi engelim
Acıya acıya, kanata kanata öldürdüm kendimi
Zor oldu ama değdi
Şimdi yeniden kurdum
Yeniden var ettim kendimi
Sana yağmurlu bir günde gelsem
Sırılsıklam
Islaklığımla sarsan beni,kurutsan
Dudaklarımdaki damlaları sen alsan
Bir şömine yaksan,
Bir kahve ısmarlasan,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!