Bu şehir önce düşüncelerimi aldı,
sonra da sesimi
Kaldım beton yığınları arasında
Bu soğuk duvarlar gibiyim
Dağ, taş, kayalık.. neyse ben de o ' yum
Önümden geçenler oluyor
Güneşi kurtaralım, sevgili
Şehrin ışıklarını yıkayalım
Sabahları çocukların elleri gibi beyazlara boyayalım
Kıralım tüm aynaları
İçimizden yeniden doğalım
İlk harf gibi, ilk öpücük gibi
Bu gece yağmur yağsa diyorum
Şu sensizliğin ortasına
Şu göğsüme bir ferahlık dolsa
Çaresi yoktur bilirim özlemin
Yine de ıslansa sana dair kurduğum tüm düşlerim
Bir iç çekiş gibi bu bendeki
Hayaletim ben
Tanrının elinde fırça darbesiyim
Kimi zaman parlak, kimi zaman solgun
Düşüncelerim rüzgara rehin
Kimi zaman savurgan, kimi zaman durgun
Perdelerini kapattım dünyanın
Hiçbir şey görülmüyor duyulmuyordu
Burası küçük bir oda
Karanlığım, sessizliğim ,yalnızlığım
Biz bir başınayız
Kapım çalınıyor, bir nasılsına gelmişler yarım ağızla
İçimde nasıl telaşlı bir merak ,bir yaşamak sana dair
Seni milyonlarca kez düşündüm
Her düşündüğümde yine milyonlarca kez üşüdüm, titredim
Ve yine kilometrelerce kez senden uzağa düştüm
Anladım…
Hayat yakın değilmiş bize
Hoşçakal sevdiğim, hoşçakal artık
Bu sana yazdığım son şiirim
Çok önceden biliniyordu bu ayrılık
Sadece ağırdan aldık
İstemezdim tebessümünü acı etmeyi
Mutlulukları ateşe vermeyi
Hüzün her mevsim modaydı yüzlerde
Bir yanımıza düşen hep bir yağmur damlası
Özellikle acıyı derinden hissedene
Eskimeyen yamalı bir elbise gibidir
Buğusu bozuldu sevgilerin, düşlerin
Gözlerinden terkedilmiş sevinçler
İçimdeki Cenaze
Giderek daha da büyüyor,
yaşamla aramdaki mesafe.
Giderek daha da küçülüyorum
bedenen, ruhen...
Gün gün siliniyorum adeta.
Kalkmayan bir cenaze gibi,
Sen ! İçimdeki yabancı
Neden hala mesken tutarsın bu bedende Bak ne gözlerim, ne bedenim, ne de bu yüreğim senin
Gitmişliğin, bir de kendini bitirmişliğin var içimde
Bir gökyüzü kadar uzağım sana
Dokunamazsın bana
Görmüyor mu gözlerin




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!