Sen, ben
Bir de hayat girmiş tam ortamıza
Gelip geçenler yığınlar boyunca
Seyrediyoruz öyle uzaktan
Akıp gidiyor, ömür de zamanda
Değişiyor her şey
Bak bu benim
Benim kara gözlerim
Bir zamanlar içinde kaybolduğun
Rüzgarla savrulan uzun siyah saçlarım Hatırladın mı ?
Hep dokunmak istediğin
Unutma diye koydum resmimi
Güneşin işi değil,
balkonumun telindeki acıları kurutmak.
Hayat düz taban değil.
Gönder gelsin yokuş aşağı süratiyle yağmurlar.
Islanayım,
daha çok ıslanayım,
hatta pestilimi çıkarsınlar.
Gökyüzünde şölen kurmuş yıldızlar,
Sen benim
yaşadığımı sandıklarımdın.
Mesela gök maviydi,
güneş sarı.
Ben yağmurdan kaçar,
Bazıları
Yabani otlarla örülü şimdi, gördüğüm her yer
Örtüyor içinde yaşanan ne varsa.
Bazıları yakarıyor gökyüzüne, ağzı açık;
Bazıları, gözünün önündekini görmüyor.
Bazıları ise bir salıncak kurmuş,
Yaşamla ölüm arasında gidip geliyor.
Beklemek seni
Terk edilmiş bir ev gibi
Yolsuz, yolcusuz
Sıvası dökülmüş duvarlarımın içinden çıkan
Yağmur işlemiş toprağın kokusu gibi
Beklemek seni
Bir sesin vardı
O da kayboldu
Zaman hiç kıymet vermemiş bize
Öylesine davranmış
Aralarda kaynamışız yani
Hatıra dokunacak
Bir ben biliyorum
Geçip giden saatin sesleri şakağıma vururken acısını
Yaşanmamış onca şey biriktiriyorum geceme,
örtüyorum üstünü
Yarın buluşacakmış gibi tazeliğiyle
Çabuk geçsin diye şimdilerde zaman
Sana kavuşsam
Belki de bu kadar şiir yazamazdım
Özlem’in tetikliyordu belki de
İçimdeki aşk ateşini
Dokunsam ellerine
Öpsem gözlerinden
Beni Bir Tek Sen Anlarsın
Ne ödül istiyorum
Ne de bir ceza
Bakma arkamı dönüp de çekip gittiğime
Beni bir tek sen anlarsın




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!