Nasıl da geceye benzer tenim
Ve de gözlerim
Nasıl ustaca örter her şeyi örttüğü gibi
Sonbahar hüznümü
Bulut göğsümü
Kulaklarını tıkamış
Kaçacak bir yer bulamayınca
Ben de uyuttum gözlerimi, yüreğimi
Daldım, sanki bir deniz gibi hayata
Ne çok tutmak isterdim nefesimi
Gökyüzü ölmeden önce içimde
Bakardım başımdan uçan martılara
Şiir içelim mi bu gece seninle
İki kadehte şarap tokuştururuz
Dibine dibine vururuz hasretin
Tüm yaşayamadıklarımıza
Devrim ve Şiir
Bir kelime düşer kalemimden
Haykırır sessizce sokaklarda
Bir şairin çığlığıdır
Taşır halkının özlemini,düşlerini mısralarında
Durma !
Öylece bekleme !
Bak zaman geçip gidiyor, yiyor ömrümüzden
Yüreğindeki korkusuz atlarını şahlandır göğe doğru
Sol yanına koy ,durmadan çağlayan devrim gibi aşkımızı
Sensizlik inan dipsiz bir kuyu
Düşlerden düştüm
Geceyi tutuyorum ellerimle,
Yarınlar yokmuş gibi
Kapatıyor hüzünlerimi, tüm kederimi
Yalnızlığımı seviyorum bir de
Lan !! Hayat diye başlasam şu şiire
Bir de küfür etsem şöyle ağız dolusu
Alsam karşıma
Bir silkelesem
Şöyle iki tane tokat sallasam
Dökse sakladığı utancını eteklerinden
Eksik parçalar
Yüzümde kayıp parçalar vardır
Tıpkı bir haritanın eksik parçaları gibi
Hayalet bir gülümseme gezinir
Kirli dudak kıyılarımda
İlham Perim sen varsın diye uğruyormuş
Gönül kentime
Bu yüzden bu kadar gevezeymiş kelimelerim
Hiç bitmeyecek bir virgülde,
Kalır sandım şiirlerimi
Şimdi bomboş sokak gibi yüreğim
Aşk biterse mevsim Eylül’dür
Zamanın ayakları kırılır sevgilide
Ve her giden de kendini bitirir
Çoğalmak isterken
Eylül yetmeyecek kimseye
Ne çok hazan doludur bu coğrafyada yürekler




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!