Kurulsa pazarın hiçe gidersin,
Sen zâtını âlemde cevher mi sandın.
Nice gümân beslersin fânî bu tende,
Bir nefeslik canı bâkî mi sandın.
Mal ü mülk yüklenmişsin yol sanarak,
Göçer iken bu hanı yurt mu sandın.
İlim dedin, adın çok, hâlin yoksul,
Bildiğini kendine kâr mı sandın.
Gönül evin virân iken süs ararsın,
Taş üstüne taş koydun, var mı sandın.
Dilin Hak der, gönlün çarşıda gezer,
Bu ikili hâli irfan mı sandın.
Secde çoktur, iz yoktur alnında senin,
Eğilen başı Hakk’a mı sandın.
Dervişlik hırka ile taçta değildir,
Sen onu post ile erkân mı sandın.
Nefsinle pazarlık edersin gizli,
Aldığını kâr, verdiğini zarar mı sandın.
Dost kapısı açık, sen yol bilmezsin,
Kapıyı vurmayı varmak mı sandın.
Kırmadık gönül bırakmadın ardında,
Sonra “yalnızım” demeyi sır mı sandın.
Çok konuştun, az dinledin bu âlemde,
Sükût ehlinin hâlini boş mu sandın.
Ak saç gelmiş, yol sorarsın henüz,
Vakit erken, ölüm uzak mı sandın.
Bir adım Hakk’a vardın mı sanırsın,
On adım nefsin geri mi sandın.
Aynaya baktın, suret gördün,
Gördüğünü kendin mi sandın.
Erenler der: Yol yükle daralır,
Sen eksilmeyi noksan mı sandın.
Aksekî söyler: Bu söz sana ağır ise,
Taşıyan ben olayım, sen yük mü sandın.
Kayıt Tarihi : 4.04.2026 13:13:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!