Varlık varlık varlık yine varlık,
Hakikatin sesi, suskun bir çığlık,
Bütün yokluklar içinde bir varlık,
Hangi sınır, aşkı durduracak?
...
Yazamıyorum,
çünkü her kelime bir yara açıyor yeniden.
Sustuğum her gece,
bir harf kadar kanıyor içim.
Bozkır sabahlara kudrete uyanır.
Rüzgâr yön değiştiremez itaat eder.
O gün ufukta bir atlı belirdi.
Adı henüz söylenmemişti, korkusu çoktan yayılmıştı.
Canibeg yürüdü.
Ben bu tende ben değilim, benliğim dilden öte
Bir nefeste bin âlem var, bir âlemde bin hikâye
Sûretimde sır görünür, mânâ akar gözlerime
Bir bakışta yüz bin perde, bir perdede bin nişâne
Dalın suskunluğundan koparıldım
bir emir gibi
yerçekimi kadar kesin
ben düşmedim
beni bıraktılar
Aşk oduna düştü gönlüm, külüm göğe savrulur
Bir nigâhın şem’i ile bin gecem aydın olur
Sînesinde sabr ararken derd ile hemhâl oldum
Yâr elinden gelen oklar bağrıma hep gül olur
Rüzgâr konuştu gece
kimse dinlemedi
duvarlar değil
insanın içi yıkıldı önce
çatı uçmadı aslında
Toprak dedüm, sûret oldı
Sûrete cân üfürdüm ben
Bir nefes kim arşa vardı
Âdem anınla dirildi hem
Yer gök arasında pinhândur
Akıl bir kandildir, karanlığa razı olmaz,
Söz ölçülür bizde, inanç tartılır, ağır olur.
Nazzam der ki: Hakikat aranır, saklanmaz,
Ben arayanların safındayım; susanların değil.
Tanrı adildir; zulüm O’na nispet edilmez,
Bir zamanlar demeyeceğim.
Takvimler suçsuz.
Suç, insanların birbirine bakarken bile
ekrana düşen gölgesinde.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!