Başlangıçta söz yoktu, soru vardı.
Sessizliğin içinden yükselen ilk çatlak: neden?
Thales su dedi,
akışta bir düzen aradı.
Varlık ilk kez bir şeye benzetildi.
Hakikat, doğanın diline indirildi.
Kalem konuşur, ben dinlerim.
Nûn’un kıvrımı gibi açılır başlangıç,
bir damla mürekkep, bir dünya kadar derin.
Kalem der ki:
Ben, görünenin ardına yürüyen izim.
Yalnızlık bir eksiklik değil,
fazlalığın içe çökmesidir.
Kalabalıkların bıraktığı tortu,
insanın kendine doğru akmasıdır.
Adımı çağıran sesler sustuğunda
başlangıç yok
çünkü çağrı zamandan önce gelir
bir ses
çocukluğun içinden geçer
adı konulmaz
Bismillâh ile açıldı sözün gülzârı,
Aşk ile döner âlemin gizli çarhı.
Dinle ey akıl eri, ibret al bu hâlden,
Her gönül yanar görünmez bir cemâlden.
Gecenin mermer alnında titrer donuk bir ay,
Koridorlarda saatler kurşuni bir matem sayar,
Evraklar arasında üşür yarım kalmış bir dua,
Umudun nefesi camlara siner, İnşallah kardeş.
Kül rengi sabah iner ağır ve suskun şehre,
Göz kamaştıran bir küre, güneşin minyatürü,
Dallarda asılı bir tutam portakal,
İçinde saklı bir evrenin sırrı,
Turuncu, ateşin ve toprağın harmanı.
Kabuğunda rüzgârın izleri,
Ben sana erdemi anlatmam, prens,
çünkü erdem çoğu zaman geç kalır.
Kapılar kapanırken, şehir uykuya dalmışken
iktidar uyanık kalır.
Bir taht, düşünceyle kurulmaz.
Kurulsa pazarın hiçe gidersin,
Sen zâtını âlemde cevher mi sandın.
Nice gümân beslersin fânî bu tende,
Bir nefeslik canı bâkî mi sandın.
Şehir konuşur
ama kelimeler kirlenmiştir
meydanlar doludur
ama anlam boşalmıştır
birileri yönetir




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!