Gelen kara kışın bahar olmadan,
Gönlümde sevginin gülü açmadan,
Bir gün ölürsem güneş doğmadan,
Gündüzleri isyan edip ağlama.
Sevği dolu mutluluğu tatmadan,
Yollar yolcusuz kalmaz,
Ama sen bensiz kalırsan.
Yalnız bıraktığın odalarda,
Garip yurtlarda ara beni.
Neyleyim ben gurbet ellerde,
İnsan ne de olsa geçmişi özler,
Yetersiz kalır bazen sözler.
Zaman zaman dolar da gözler;
Sen köyünü özlemişsin, köylü kızı.
Ne zaman aklına gelse geçmişin,
Bir güneşin doğuşu gibi
Işık saçar çevresine bu güzel;
Öyle temiz, öyle masum ki —
Bilemedim, küsmüş bu güzel.
Bir öğle güneşi vurmuş yüzlere,
Leyla olup mecnunu ararsan
Eski bir viranede bul beni
Yalnız kalıp hayal kurarsan
Lal oldu dilim bülbüle sor beni
Ağlayıp gözyaşı dökersen eğer
Anlatmak duygularımı, bir daha anlatmak,
Senin sıcaklığını kalbimde yaşamak,
Gözlerine dalıp dünyayı unutmak,
Bu cihanda bir ömürdür bu azap çiçeği.
İsterdim seninle bir yıl değil bin yıl yaşamak,
Sıradan biriydim ben bir zaman,
Leyla’yı görünce Mecnun’a dönüştüm,
Ak düştü saçlarıma, çöllere düştüm,
Eyledin beni harap pirlere dönüştüm.
Mecnun edip beni gezdirdin çöllerde,
Neyleyim ben malı mülkü,
Evlat hayırsız olduktan sonra.
Neyleyim ben bahçeyi, gülü,
Hazan vurduktan sonra.
Neyleyim ben aşkı, sevdayı,
İnandım beni çok sevdiğine,
Uğruma canın vereceğine,
Benim aşkıma öleceğine,
Gördüğümde seni rüyamda.
Sevinçten kuşlar gibi uçuyordun,
Gençlik çağı gelir geçer,
Neden bu gönül sevğiyi seçer?
Seven kişi gökten uçar,
Gönül bu sevğiyi seçer gider.
Okusan gönül ferman dinlemez,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!