Sağı razı, kendi isyanına sağır.
Bağrına bastığın acıya bağır.
Ağıran dizine gelse de ağır,
Çağrını duyurana kadar çağır.
Tasalarımı doldursam bir tasa,
Basittir, anlatayım sâdece,
Bir sabah gülümsedi sadece.
Sâde bir güzellik diyince,
Tek bir yıldız parlar her gece.
Bârizdir, gönül gözü görünce,
Kalem kırık, boya dolmaz,
Yazdığıma şahit olmaz,
Başım bulut, yağmur dolmam,
Dökülmeden şair olmam.
Sevdiğimi mevcut bulmam,
Gör bucağı, bak derin, estirdi tipimizi,
Kör bıçağı kaderin, kestirdi ipimizi,
Kor ocağı kederin, pişirdi hepimizi,
Hor kucağı kefenin, alırsa birimizi!
Aşkım, yüküm; sefaleti, çilemdir,
Tek dileğim bu şurubu içmendir.
Dala atlayıp kaçarım aşkından,
Bilsemki bu bastığım yer çimendir.
Bir güzellik, ihtimaline yandığım,
Aldanıp da, kendime inandığım.
Yasım vardı, yastık yapıp dayandım,
Acı üstüne acıyla sınandım.
Tadı sana yaramaz, karnın toksa,
Bizi sıkıştıran o boşluk,
Bizi yaratan o güç,
Bizi başlatan o An,
Bizi büyüten o toz,
Denemelik bana verilen bir can…
İki yılda aşık olur, bir ömür severim seni,
Kışı sıktı, kızıl kırın.
Isındı mıhı, kırık kılıcın.
Isırır sıkıntısı, kırmızının.
Sırrı çıktı, Işık Kızı'nın.
Tıpkı kışın ıslığıdır.
Parçadan artan bir kalp,
Sevip de bulamaz mı yer?
Kendi kendine diken mi diker?
Ellerin birleşmediği ayrılık,
Umut yasaklandı,
Mutluluk saklandı.
Suçlular aklandı,
Masumlar ayaklandı.
Kötülük pazarlandı,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!