Kalbime dolun ayağınızla,
Dolansın dolunay ağınızla.
Kal, binip de atına gitme,
Kalbin ipte atınca, itme.
Vaz geçişim var.
Vaz geçesim var, beklerim.
En güzel vaz geçen adam benim.
Israrım yok, bahanelerim var.
Biz insanız,
Biçemeyeceği çiçeği ekti,
Ne çektiyse eksiklikten çekti.
İnsan, acı duydu bu vardan,
Derin çığlıkları duvardan sekti.
Ben bu derdi tanıyorum,
Bundan daha belasını bilmem.
Ben bu aşkı biliyorum,
Ama neye yarar, benim bilmem.
Öyle safça tutuldum.
Bir mandala asmışlar dünyanın yükünü
Taşıyamadı, kopardı ipini
Attılar denize, gördü dibini.
Olacağı belliydi daha bağlandığında,
Taşımaz, taşıyamaz. Yıkıldı bir anda,
Dökülmüş yere, yarimin umudu,
Toplayamadım.
Yitirdik yaşama sevincini,
Bağlanma umuda, sök ipini.
Ben o ipi tutamadım.
Dök içini, dök içini,
Kabağa kabaca çabala,
Ağaca çıkıp kar kovala,
Kavağa da var mı acaba?
Bacağa çıkarsa yap çapa.
Kabuğu kavlandı yağ ile,
Kara karanlık bahtına,
Baktın, dönüp de ardına,
Ararken gözlerin aşkla,
Işık yüklendin sırtına.
Öğünü, günü kurtardın,
Yatayara:
Kara karışsın yaman ayrılık,
Bahtlar açık olsun azıcık,
Uzak denizlere cengimizin andı,
Olsun özgürce seferi, adımı.
Yalnız kendi yüzüme batar taze sakallarım.
Ah şu yüze kapanan ellerim de olmasa
Avuç içlerimi kim bilecek.
Bir avuç içinde temiz bir el olabilir.
Bir bebeğin elleri…
Bir kadının eli narinliğiyle terleyebilir.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!