Gör bucağı, bak derin, estirdi tipimizi,
Kör bıçağı kaderin, kestirdi ipimizi,
Kor ocağı kederin, pişirdi hepimizi,
Hor kucağı kefenin, alırsa birimizi!
Bizi sıkıştıran o boşluk,
Bizi yaratan o güç,
Bizi başlatan o An,
Bizi büyüten o toz,
Denemelik bana verilen bir can…
İki yılda aşık olur, bir ömür severim seni,
Kışı sıktı, kızıl kırın.
Isındı mıhı, kırık kılıcın.
Isırır sıkıntısı, kırmızının.
Sırrı çıktı, Işık Kızı'nın.
Tıpkı kışın ıslığıdır.
Parçadan artan bir kalp,
Sevip de bulamaz mı yer?
Kendi kendine diken mi diker?
Ellerin birleşmediği ayrılık,
Umut yasaklandı,
Mutluluk saklandı.
Suçlular aklandı,
Masumlar ayaklandı.
Kötülük pazarlandı,
Şans vermedi çiçek.
Sevmiyor çıktı fal.
Gönül nasıl bilecek,
Nasıl vazgeçecek?
Olmayacak dedi çiçek.
Ben alışmıştım düzenime,
Yıkar gibi daldın gizli yerime.
Yalnızlığımı parçaladın yar,
Gülücüklerin yıkıldı üzerime.
Bir çocuk gibi inandım sana,
Ayarımı buldum, bozmayın.
Kapalı gönlüm, kanırtmayın.
Bazen sıkışıyorum, bana bakmayın.
Kalbimden korkmayın,
Seven benim, üzülen ben...
Kara Güzel, buyur kalbime.
Uyur da büyür bu aşk-ı naçizane.
Aranır da bulunmaz bir tek kelime.
Dil tutulur da söylenmez acizane.
Kara vicdanlı mıdır bu zaat-ı şahane?
Sordu gözlerin,
Cevabını alamadı.
Kırıldı kalbin,
Beni anlamadı.
Zordu anlatmak,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!