Asil bir sızlanıştı benim ki
Gönlümün çerağında bir kızıl alev
Umutlarımda taze bahar,
düşman dağların ardında dev
Bana mı düştü bu nasip...
Bana mı düştü bir Hamza olmak?
Şair acıları eziyor ki dibekte
görüyor sevdiğini her çiçekte
şiir yazar kardelene, karanfile
yâr diye ıssızlar da açan güle.
Boynu bükük papatya nazlı zambak
Göğsünde saklar okyanusları
sevdası eritir dağlarda karı.
sevgi dağarcığında saklıdır
saflığın küçüklüğünü sadakatin büyüğünü yaşar
aşkın kanadıyla dağları aşar
Çorak topraklara sakın gül ekme!
Haktan gayrısına boynunu bükme
Kıymet bilmeyenin kahrını çekme
Olmadık bir anda yaralar seni...
Değişmez dilinde bahar ile yaz
Sakın sorma içimdeki tufanı!
Aşk değince olan oldu sevdiğim
Düştün aklıma bir gurbet akşamı
Çağladı gözlerim doldu sevdiğim.
Yıllar geçti hâlâ görmedim yüzün
Sana meftun kanamalı şehirler
Kanımı bir kara sevda zehirler
Süzülürken gözlerimden nehirler
Bir firkate düşer gider sevdiğim.
Erdeminde insan, olur Kerem'de
Ah vefasız, şimdi bir çay doldur da!
Üstünden bir yudum al benim için
Bir kırık plağa şöyle dokun da,
Bir gurbet türküsü çal benim için.
Sakladım seni ben, en kadim yerde
Güzel gören güzel düşünür derler
Gözlerim bir güle değdi sevdiğim
Sakladım seni gönlümdeki mahzene
Billur sözler dile değdi sevdiğim.
Mevsimlerin kana belendiği an
Erir mi bilmem, dağların asırlık karı?
Beklerim yıllardır, bir saklı baharı
gözlerim semada, gözlerim fersiz
Aşkımız kalmadı yurtsuz, bu kadar yersiz.
Sevdanın rıhtımına vuran masum dalgalar
Saklım da bir ateş yanar derinden
Enginin de sen tüter'sin sevdiğim
Süzülür mevsimler o gözlerinden
Bir ömrüme sen yetersin sevdiğim.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!