Öyle umarsızca vurupta geçme
İnsanlığın erdem yanı bellidir
Emanet zamanı su diye içme
Her lahza hesabı, anı bellidir.
Ey kibir bir dinle; yükseklerden in !
Ah vefasızım!
Ben seni öyle sevdim ki
Şekeri çaya kattığın gibi
Uzaklara dalıp
Bir ah çekip, tattığın gibi...
Gözlerim maziye daldı da yine
Bir kara gurbeti andı sevdiğim.
Yüreğim büründü safir rengine
Küllendi yüreğim yandı sevdiğim.
Sevenin bahtında bir hüzün vardı
Ak berrak kağıt gibi Ankara da kar
Bilmem bir köşede üşür mü yar?
O üşürse ben üşürüm içim kan kusar
Dilim konuşsa da yüreğim susar..
Alemin ötesinde alem var
O alem ki bir başka diyar
Ey gönül umarsız olma bu kadar
Bizi izleyen gizli gözler var.
Ne kadar saklansan sanki ne çıkar
Kiminin sonu gülistan, kiminin nar.
Alıştığım zaman değil bir tanem
gülüşlerin cana değer sevdiğim
dudağın ucunda saklanan neşter
öbür ucu kana değer sevdiğim.
Ey sevgili yarim, ne olur anla
Saçını sineme salıver gitsin,
Kalbimi bağla da sırma saçınla
Kökünden söküp de alıver gitsin.
Allaha kafa tutmak isterken ebrehe
ebabil kuşları üşüştü başına
yer ile yeksan oldu her şeyi
ha keza nemrut yenildi bir sineğe
bir avuç suyla baş edemedi firavun
Nedir yüreğim senin bana yaptığın sitem?
İçimde aynı gam, gözlerimde hep o nem…
Üzülme Sebeb-i visale akıyorsa bu dem!
Arıt benliğini, erit nefsini her bir lahza da
Saadet bu, Allah’a kavuşmaksa madem…
Sevgi, sevgi dedim de orda tıkandım
Bir sevdanın iksiriyle yundum yıkandım
Bir avuç suya hasret, çöllerde yandım
Allah'ın beni sevdiğini gördüm utandım




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!