Hangi taşa yasladım ki başımı?
Şimdi uzaklarda gül üzgün üzgün
Kadir-i Mevla’ya saldım işimi
Dualar askıda, kul üzgün üzgün.
Bir rüzgâr vurur da alır savurur
Şimdi seninle bir çeşme başında
iftar açmak vardı
neylersin dağların ardı kardı...
Allah ne verdiyse önümüze koyardım
gülüm yüzüne baktıkça doyardım.
Güneşe değince bir tebessümün
Bir aklım kalmıştı al gitsin gülüm
Bir anlamı sendin kalan ömrümün
Bir ömür kalbimde kal gitsin gülüm.
Ve bil ki bu sevda senin eserin
Seni ömrümün kara günlerine
Güneş misali var saydım sevdiğim
Sakladım seni, sır gibi içimde
Ele demeye ar saydım sevdiğim.
Bu ıssız çöllerde susamış gibi
Kalmadı tadım tuzum bir ahengim
aklımın ayarı şaştı sevdiğim
sendin beklediğim ruh eşim, dengim
güneş mor dağları aştı sevdiğim.
Her cümleme sabır dedim ekledim
Gurur
gelir yüreğimin
ana kapısına vurur
illa ben, illa ben; der durur.!
Ama sevgi gelir,
Güvenme dünyanın boş metaı'na
Vurur bir rüzgâr savurur gönül
Düşersin toprağın kara bağrına
Üstünde otların kurur be gönül.
Dünyada olma fırıldak, olma cin!
Hakkın taksimine razıdır arif
Kelimeler yetmez eylesem tarif
Kışın ortasında gül gibi zarif
Gönülden Mevlaya kul olur gider.
Kuşanır takvayı hamd'e ram olur
Yüce Rahmân sevdi, yarattı seni
Hikmetine râm ol, bir vefâ göster!
Rahmet yağmuruyla arıttı seni
Lütf-u hakikati gör, vefâ göster!
Bir sevda mevsimi, kan damlar kana
Bir duanın gölgesinde gölgelenir yüreğin
nefes alışını hissederim de söyleyemem uzaktan
kelimeler kilitlenir içimde...
seni özlerim ya, çölde susuz kalmış bedevi gibi
tazesin gözümde annemin gelinlik evi gibi
öptüm yüreğinden asi ırmakların




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!