ÖZÜNÜ SEYREYLE:
Fani olan dünya, kime kalmıştır?
Niceleri geldi, bak sarhoş gider.
Hakikat mülküne, kim dalmıştır?
Kimi kâr eyleyip, kimi tuş gider.
Pancar ve Akasya Sokak
Bu gün kalemimi alıp çağlatacağım,
Turhal’lı eski dostları ağlatacağım.
Kanayan yaraya parmak basacağım,
Acep sesimizi duyan olur mu?
PAZARDA MAYIN VAR
Pazarda tezgahlar sanki bir mayın,
Alın teri beleş, devran pek zalım,
Etiket alevli, yanıyor canım,
Cüzdanın içinde köz var efendim.
Pazar pazar
Geziyorum bu ara...
Hangi çığırtkan tezgâhtarın
Kulak tırmalayıcı sesinde
PERİŞAN OLDUK
Sorsan gardaş halim, yamandır yaman
Zeki Deden gitti, çöktü bir duman
İki bin yılında, durunca zaman
Ocağımız söndü, dirlik perişan.
Pervane:
Dut ağacı dillenir zakirin kucağında,
Ateş yanar özünde, sevda ocağında,
Turna semah eyler Hakk’ın bucağında,
Kanadı kırılsa da darda kalmaz can.
PES ETTİM
Tamam tamam ben pes ettim,
Hiçbir şey bilmiyorum ben.
Dünya malını terk ettim,
Aşk yolunda ölüyorum ben.
Pınarım:
Ey canlar dinleyin yolun halini,
Ezelden ebede bir ikrardır bu.
Talip olan bilir pirin dilini,
El ele el Hakk’a bir rüzgardır bu.
Gelen Pir:
Sırtında hırkası, omzunda heybe
Ak sakallı nurlu bir derviş geldi
Uğramaz ömründe zarara kayba
Hakk'ın kapısından bir derviş geldi
Pirim: Amel Olmayınca
Dışı akça pakça, içi kararmış
Haram lokma yiyip, yola inanmış
Kendi gölgesini evliya sanmış
Özünde merhamet yoksa ne fayda?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!