DUVARIN DİBİNE
Koluna girmişsin giderken yolda,
Dondum kaldım inan gördüğüm anda,
Islandı yanağım gözümden yaşla,
Duvarın dibine çöktüm ağladım.
DUYAN OLDU MU?
Bülbül gibi kondum gönül dalına
Mecnun olup düştüm aşkın çölüne
Bakmadın gözümün akan seline
Bu aşkın nârına yanan oldu mu?
Derdimin dermanın bulan oldu mu?
DUYMADIN
Geceyi gözümde sabaha böldüm,
Bir kere duymadın, hâlim ne diye?
İçimde bin defa sessizce öldüm,
Bir kere duymadın, hâlim ne diye?
Duyuyor Musun?
Gönlümün kapısı senle açıldı,
Ruhuma sükûnet senden saçıldı.
Aşkın şerbetinden meyler içildi,
Seviyorum seni, duyuyor musun?
Düzen bozuldu bak, çarkı çevirir,
Haya denen ince yol kalmadı.
Nefis gemisini azgın devirir,
İnsanı insana bağlar kul kalmadı.
Sırlar saçılıyor her bir sokakta,
Sırr-ı Şah Haydar
Zemheride dallar çiçek açınca,
Koyunlar yaylada sütü saçınca.
Baba sırra erip bendi aşınca,
Kayadan kayaya uçtu o Sultan.
Ebedi İhtiyaç
Bana öyle bir yalan ver ki, kök salsın varlığıma,
Damarlarımdaki kan gibi aksın, durmadan, dinlenmeden.
Her sabah uyandığımda, ilk gördüğüm ışık o olsun,
Unutayım geçmişi, geleceği; sadece o anı bileyim.
Dünya bir han imiş, biz ise konuk,
Yürekler yanık da nefesler sönük,
Gözümüz ezelden o şaha dönük,
Ecdadım Ocak Zade, ben de pınarım.
Mihman olduk bugün erler katına,
EDEP MEKTEBİ:
Ezelden takılmış boynuma kemend,
Yolun kuralıdır, bozulmaz bu bend,
Eline sahip çık, eyleme bülend,
Harama uzanan, hayır kazmasın,
Pirim pirim döner, sakın azmasın.
1. EDEP PERDESİ
Hevesin rüzgarı esmiş cihana,
Sureti sergiler her bir yana,
Akıl firar etmiş, sığmaz imana,
Haya hırkasını yırtan utansın.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!