Gökyüzü yarım,
acı kahve tadında damağım.
Kırkyıl hatırlanır fincandaki falım,
salınarak gelir uzaklardan yarim…
Ay karanlık,
Kış düşer yüreğine…
Ne geçtiğin yollar,
Ne harcadığın zaman unutturur.
Yollardan toz,
Yıllardan iz düşer yüzüne…
Kıskanmaz mı İstanbul,
senin gerdanına dokunurken.
Mahcup olup da yere eğmesin başını,
senin gözlerine bakarken…
Ne sevdaları yaşattı koynunda,
çekip almasın seni kollarımdan…
Bir taşla iki kuş vurduğunu sanan aptallar,
kuşlar zaten onun için oradaydı.
Ağır geldiği için taş taşımayıp, laf taşıyanlar,
siz o işi yaptığınız için size havale edildi.
Adam değil...
Ne puşt zamana denk geldik,
İnsanı insan değil,
İnsana insan gözüyle bakmayan adam değil.
Adım adım ayrılır insan kendinden,
sızlar yüreği yerinden koparken…
Şiir sarmaz, şarkılar derman olmaz,
yüreği kefenlemek acıyı dindirmez…
Adım adım uzaklaşır insan sevdiklerinden,
Adım yazılmadı mezar taşına...
Duyulmadı sesim Allah aşkına,
Bir yığın enkaz yıkıldı naaşıma.
Varmadı elim başıma,
Adım yazılmadı mezar taşına...
Gönlünden uzaksam,
Sılana almamışsan,
Sinene basmamışsan,
Adın gurbet olsun...
Görmüyorsa gözlerin,
Gönlünden uzaksam,
Sılana almamışsan,
Sinene basmamışsan,
Adın gurbet olsun...
Görmüyorsa gözlerin,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!