Mevsim sonbahar,
Ağaçlarda hazan,
Dökülüyor yapraklar...
Mevsim sonbahar,
Maviyi gölgeliyor bulutlar,
Sıcağa hasret topraklar...
Bilmez iki kadeh atıp o havayı solumayan,
Nasıl kesif bir hüzün kokar o meyhanede,
Biraz da pusludur havası,
Nasıl da gürültülüdür hüznün sesi,
Bazen de ıslaktır yanakların bir çoğu,
Dökülür yaprak, yaprak şarkıların her biri,
İnsan kırılır bazen,
Belli etmez,
Yüreğine doldurur bütün kırılmışlıkları,
Ta ki ölünceye kadar,
Toprak bağrına basar
Ve mezar taşı ağlar sessizce...
Gülmekte var,
ağlamakta,
yüreği dağlamakta…
Baharda var,
sonbaharda
Gül kokuludur baharlar,
Koklamasını bilene,
Şen şakraktır dünya,
Yaşamasını bilene…
Bahardır hep yaşam,
Kuşlar uçuyor üstadım kuşlar,
Ayrılmışlar sürüden.
Kış da gelmek üzere,
Öyle yurtsuz,
Öyle yuvasız,
Nafile yorgun kanat çırpışları...
Müebbet...
Hangi gece kör kalmamış,
Hangi sessizlik sağır olmamış,
Hangi yıldız eşlik etmiş ki
Ar damarı çatlayan yalnızlığa...
Mümkündür mutluluklar,
Geceyi gündüze çevirmek,
Güneşi muma döndürmek,
Mehtaba yaslanmak,
Mümkündür eğer sen varsan…
Dolar taşar kabına sığmaz,
Terk eder su kabını,
Hapis olmaz, artık dönüşü yoktur…
Vakti gelir ya koparılır ya solar,
Dalından düşer gül,
Ama her bahar yeniden açar…
Ne berbattır...
Ne berbat bir kıştır insanın yüreği,
Baharı görüp çiçek açmayan,
Yazı yaşamayan,
Ayazı bol olan,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!