Sen dağbaşında rüzgar
Karlı dağların kardeleni
Yamaçların akan pınarı
Ben ise sana bir garip meczup...
Sen şehirlerin aşinası
İşte öyle...
Hani ağaçlar sonbaharda döker ya yapraklarını,
İşte öyle yaşamdan her an dökülüyorum.
Hani dağın yamacı erozyona uğrar da toprak kayar ya,
Her sözü aklın kurgular, yüreğin tartar, dilin söyler, kalemin yazar.
Her duygu kalbin eseridir, kimi tebessüm ettirir, kimi gözyaşı döktürür.
Gem vuramadığın duyguların da olur, sustukların da.
Yalnızlığa kapı aralayan hislerin öyle birikir ki kelimelerden duvar yaparsın etrafına yükseldikçe yükselir kimse aşamaz o duvarı, ne de sen çıkabilirsin sana kafes olan kelimelerden.
Ne yazdıkların ne de okudukların anlatamaz seni, ücra bir köşede dilenen beş kuruş dahi toparlayamayan dilenciye döner yüreğin, ağlasan içinde, gözyaşı döksen bir kaşık suda boğulursun...
Zamanı yoktur duyguların, kimi gecenin üçü kimi beşinde düşer kalbine.
İşte öyle bir şey...
O başka bir şey,
Hiç tatmadığın lezzet,
Hiç içmediğin içecek,
Hiç yanmadığın sıcaklık,
Hani bir şarkı çalar ya
Dinlersin radyoda
Beraber söylüyormuş gibi
İşte öyle bir şey.
Hani yağmur yağar ya
Konuştuğumuz dört kelime aslında
Tanımıyorum da gıyabında
Bir cevap bulamadım
Kendi kendime sorduğum sorularda...
Karşılaşmamızda yok aslında
İşte yine bir gece
Çok mu zor yıldızlara çıkmak
Sonra dilek tutup düşmek.
Tut ki yıldızsın ömrüme
Kabul olmamış dileğim
Düşmüşüm ayak ucuna
İyi adamlar
Gidesi yoktu aslında o iyi adamların...
Kimi guruna yenik düştü,
Gitme kal diyemedi.
Kimi de eliyle diliyle uğurladı...
Işıkları kapatmayı unutma,
Mevsim güz,
Camları açık bırakma.
Üşütür seni bu havalar,
Çıkacaksan eğer giyin sıkıca.
Yağmur yağar belki,
Yıllar sonra yüreğin bahar olur,
Ta uzaklardan yorgun gelip,
Bir kuş konar pencerene,
İyi bak ona.
Şefkatinle besle onu,
Avuçlarında kalsın,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!