Sürünürken ayaklarım tozlu yollarda,
Kalbin ağrısı vurur inceden inceye.
Çökerken akşamın karanlığı,
Örter simsiyah perdesini neş’enin yüzüne…
Eserken deli bir rüzgar başımda,
Yine dönecek dünya,
Güneş doğacak batacak,
Yıldızlar görünecek,
Mehtap el sallayacak,
Mevsimler dolanacak,
Yıllar geçecek.
Yüreğindeki adımı sorardım hep,
Kaçırırdın dilinden söyleceklerini.
Beklerdim hep açılmayan o kapıda,
Duymazdan gelirdin yakarışlarımı…
Nereye gitsem benimleydin hep,
Küstüğün oldu mu senin hiç,
gülerken yüzüne,
yürekten kırıldığın…
Küstüğün oldu mu senin hiç,
kurarken cümleleri,
Küstüm...
Dilimle yüreğimle,
Etimle kemiğimle,
Canımla ruhumla,
Sana küstüm...
Bir türkü yazmalı,
allı yazmasına,
saçlarına,
gözlerine,
ellerine…
Toprak kokar ellerim,
Tozdur belki üstüm başım,
Biraz da kirlenmiştir sakalım,
Islaktır gömleğim terden.
Eh işte biraz da özlem bunlar memuriyetten…
Varlardır ama yokluğuna baktırırlar
Konuşurlar ama dilsizi oynarlar
Sorarlar ama bilmesin isterler
Gelip geçerler ama merhabasız bırakırlar...
Ağaçlardaki yapraklar son günlerini yaşıyor,
bulutlar kıskanıyor,
tül çekiyor mavinin önüne,
bir çiselemedir gidiyor,
gözlerden akan yaşı gizlercesine.
Camlar da buğulanmaya başladı artık,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!