Yasadışı sevmiştim seni
Çıkan hiç bir yasayı umursamadım.
İlk önce gözlerin dokundu gözlerime.
İhtar geldi sonra
Bunu yapma, pişman olursun denildi.
Bedduaların, “beni yaktığım” için dedin.
Ama ben seni yakmadım ki;
Sadece sana yandım.
Nefessiz kalmalarımdan suçlusun dedin.
Nefesim olur musun demiştin ya hani.
Sonra sen olmazsan ölürüm demiştin ya…
Senden biraz boya rica edecektim.
Hayatımı renk verdiğin gibi.
Mesela bana biraz gece siyahı ver,
Saçının rengi gibi olsun.
Bana birazcık deniz ver.
Ağzının içi gibi ıslak olsun.
Ellerini uzatıp merhaba demen
Kalbini ikram eden,
Misafirperver bir görünüşün vardı.
Sana hep misafir olmaya gelsem,
Kalbini gene ikram eder misin?
Bir heykeltıraşın eseri gibi
Taşa şekil verirken mutlu oluşu gibi
Çamuru gülümsetirken, ağlatırken
Zafer çığlığını tarihe taşırken
Yaşadığı mutluluk gibi
Geçtiğin sokaklar, sokaklarım oldu
Ayak seslerin, dinlediğim müziğim oldu
Dudaklarının değdiği bardak, hazinem
Saçlarının kokusu, evimin kokusu
Almayı unuttuğun giysiler ise
Seni sevmekte ne kadar mı ileri gittim?
Dur anlatayım.
Dokunduğun her yerde yaşayacak kadar
İçtiğin her yudumda olacak kadar.
Öyle ki, sen ayağını suya değdirsen
Biliyor musun?
Seninle bir şarkımız vardı.
Ama hangisi olduğunu bulamıyorum.
Nerede bir şarkı duysam.
Hepsinin sahibi sensin gibi hissediyorum.
Kalbimi sana verdiğimde elinden kaymıştı.
Ama gene de üzülmedim.
Çünkü kucağına düşmüştü.
O anda sana sarılır gibi hissettim.
Kim bilirdi ki elini tutunca
İçinde yaşayacağımı, nefes alacağımı
Hiç fark ettin mi peki orada olduğumu
Hiç için titredi mi içinde yol aldığımı,
Adımı söyleyince dudaklarının arkasında




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!