Bir duvar vardı,
Hani seni beklediğim,
Senin beni beklediğin.
Sen gidince duvar değişti.
Kirlendi, pas tuttu, sıvası döküldü.
Hüzün duvarı koydum adını.
Ayaklarının dibinde beklemek
Dünyanın en güzel bekleme yeri.
Diz kapaklarına sarılmak
Güneşin batışını böyle seyretmek
En güzel huzur.
Dünyanın en güzel eserleri
Senfonisi, hiç duyulmamış
Hiç yayımlanmamış şarkıları çalıyor.
Nerede mi ?
İçimde tabii ki
İçimde bir sürü harf var
Hepsi de karma karışık.
Seni görünce hepsi düzene girdi.
Kimi şiir oldu
Kimi şarkı
Kimisi destan
İçimde konuşan bir çocuk vardı.
Sessizce, dudaklarını oynatmadan ve gözleriyle.
Sonra seni görünce sesi(m) oldu.
Sonra seninle konuşunca yüz çizgilerim coştu
Daha sonra seninle tanıştı o çocuk
Sayende ruhum o kadar karardı ki
Bir başkası için açacağım yeri göremiyorum.
Ya hâlâ orada bir yerde saklıysan?
Ya hiç çıkmadıysan
Ya hiç çıkaramadıysam SENİ!
Sen gözlerini kapattığında hatırlarsın
Ben ise senin dokunduklarında yaşarım
Tekrar, tekrar ve tekrar yaşarım
Sanki hiç gitmemişsin gibi
Öyle ki elimi uzatıp dokunacakmış gibi
İçimden bir sen geçti
Penceresinden baktım
Gene beni düşünüyordun
Gene beni yaratıyordun
Yokluğumdan, tükenmişliğimden
Sessizliğimden var ediyordun.
Ayrılırken değil de,
İlk erime seni gördüğümde gerçekleşti.
Sonra ilk gülüşünde biraz daha eridim.
İlk dokunmanda,
İlk okşamanda,
İlk öpüşünde,
Önce karanlık vardı.
Sonra bu karanlıkta dünya doğdu.
Daha sonra yıldızlar ve ay gözüktü dünyadan.
En sonunda da güneş aydınlattı dünyayı.
Ama hala karanlıktı dünya.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!