Benim için ellerin;
İlk kez dokunulacak bir gezegen gibi
Gözlerin ise,
Ressamı tarafından biten,
Dünyanın en güzel resmi.
Saçlarını ise hiç söylememe gerek var mı?
Hep kucaklamak istemiştim geceyi.
Güneş batarken karşılamak
Ve tekrar doğana kadar,
Onunla uyanık kalmak istiyordum.
Gün ışığına ait sesleri sıyırıp,
Karanlığa ait sessizlikte boğulmak
Yaz mevsimlerini pek sevmiyorum
Neden mi?
Çünkü yazın kimse hasta olmuyor.
Bazen birisini seversin,
Ona günaydın demek için,
Hey aşk!
Evet, sen, sana söylüyorum.
Yüreğim bomboş.
Ne bakıyorsun öyle,
Günlerdir, hatta aylardır
Sinsice girmene izin veriyorum:
Rayları, taş yolları, dağları,
Denizleri geçmesini söyledim sesine.
Ucuna senin adını bağladım.
Sonra da seni sevdiğimi
Ulaştı mı, teslim aldın mı?
Elini tuttuğum zamanlara gitmek,
Orada saate meydan okumak,
Akrebi çıkarıp saplamak çarklarına,
Kanatmayı deneyene kadar iteklemek,
Kim bilir belki de bir çığlık sesi duyar
Ve o anki zamanı durdururdum.
Çok kötü bir emanetçisin
Sana verdiğim şeyi kırmışsın.
Neyi verdiğimi, neyi kırdığını,
Bilmiyor musun?
Nasıl bilemezsin! ! !
Aynısından sende de var!
Aslında en çok istediğim şeydi
İçinde, kalbinde beklemek:
Çünkü oradan her şeyi görecek
Duyacak
Hissedecek
Sana seslenecek
Dünyanın en güzel yaylı enstrümanı
Onun siyah ve uzun saçları.
Dünyanın en güzel sesli nefesli enstrümanı
Onun bahar tadındaki dudakları.
Dünyanın en zarif ve en güzel çellosu,
Onun kollarımın arasındaki vücudu.
Annemin sıkı giyin demesi ile başladı her şey.
Sürekli hasta olurdum, hiç ısınmazdım.
Sonra sen geldin, yanında bir sürü kıyafet ile.
Birincisi kokundu, tenime sıkı sıkı giydiğim.
Sonra saçların vardı, boynuma sıkı sıkı sardığım,
Bakışlarını ise hiç sorma, gittiğim her yerde beni ısıtan.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!