Yüreğini, benim yüreğimin yanına koyarsan eğer
Ne kadar çok konuşacak şeyleri varmış şaşırırsın
Sana da onları seyredip, dinlemek kalır.
Gene yağmur yağıyor
Ben de senin için,
Her damlasına günaydın sakladım.
Lütfen şemsiyeni kapat ki,
Yüzüne dokunsunlar.
Zaman ne demek biliyor musun?
Belki kolundaki saate bakıp söyleyeceksin.
Belki de “bir yılın on iki ayına eşittir” diyeceksin
Belki de bana denklemden bahsedeceksin.
Bir süre sonra matematiksel kavramlarına kızdığımdan.
Bana “on iki tane burç” diyeceksin.
Hep beklediğimdin
Hiç kaybetmek istemediğim
Yanım (ın) da olmak istediğim
Kendime ait bir zamanımın olmadığı
Bütün zamanlarımın sahibisin
Zaman ikiye ayrılır...
Gündüzleri güneşim olan sen
Geceleri yıldızım ve ayım olan sen
Ve aşağıda senden uzakta olan
Sana ulaşamayan ben.
Sana ne kadar zengin olduğumu söyleyeyim mi?
Mesela hiç kapanmayan yaralara sahibim.
Öyle ateşte yanmış gibi bir yara değil.
Hissetmediğin için bilemezsin.
Sonra kalbimde bir kırık var ki,
Tekrar tekrar kırmaya gerek bile yok.
Zümrüdü Aşk Kuşunu anlatmışlardı bana.
Gözümde çizmedim bir türlü
“Nasıl bir şey” diye sordum.
Büyünce anlarsın dediler.
“Anlamak değil de görmek istemiştim.
“Büyüyünce görürsün” dediler.
Az önce hava durumunu dinledim.
Bu hafta gökyüzünden sen düşecekmişsin
Hem de sağanak halde.
Tüm vatandaşlar uyarıldı.
Ama ben uyarılara kulak asmam...
Bu evde ne zaman yürüsem
Sürekli ayaklarımı kanatan bir şeyler var.
Ne olduğunu bir türlü bulamıyordum.
Bir gün yere eğildim ve baktım.
Bir kısmı kırılan kalbim
Bir kısmı da, kırılan hayallerimmiş.
O kadar güzel uyuyordun ki.
Ve uyurken o kadar da güzel gülüyordun ki.
Yanına yaklaştım
Usulca yüzüne doğru eğildim.
Gülümsemeni yakaladım dudaklarımla...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!