salondan girse ayakların
ve dudakların dudaklarıma
soyunsan, soysam seni
düşler kadar güzel tenini
öpsem, doymasam ve bir daha
Gözlerinden başlayıp boynuna inen o yolda,
Dudaklarına denk geliyorum soluğunda o iniltiyle.
Ellerim haylaz bir velet teninde sorgusuz ve laf dinlemez,
Zaman ne olursa olsun gece oluyor ve ay doğuyor gök yüzüne.
Yüzüm ısınıyor gecenin o sen melteminde,
Seni,
Sevmekle tehdit edebilirim.
Daha fazla sevmekle,
Yaşamak daha fazlasıyla.
Ağzının,
Yüzünün tam ortasına
Hadi bir takat düşürelim yüreğe,
Utanmasın yer gök aşk koksun.
Hicran yitmişliğin resmidir,
Yitmeden gidelim bizden,
Gidelim ki aşk olsun...
Mabed dediğin gözlerindir,
Öyle insanlar vardır ki;
Şeytan'ın ekmeği ile oynarlar...
Şiir;
Süs içinde boğulan kelimeler yığını değildir.
Şiir;
Kafiyelerin cirit attığı bir halay da değildir.
Şiir;
Amaç için kullanılan araç değildir.
En kutsal kitabın üzerine yemin edercesine,
Kızıl bir gün batımından güne dönercesine
Ve doğduğunda öleceğini bilircesine,
Seni seviyorlarım.
Bütün kışların baharı özlediği gibi,
Bir de var olan ateşin
Ağır ağır pişirmesi etimi
Önümde uzanan sokağın içinde
Bir ışık kıpraşmakta
Güneşe olan özlemin rengi sokak lambaları
Gibi bir ışık
Bir şair eline kalem de alır taş da,
Biri yüreğe atılır, diğeri kafaya.
İki memenin birleştiği yerden izlemek dünyayı
Ve kokunla birleşmek
Usulca ama sesli ama sessiz
Fıtratında yoktur aşkın sevişmemek
Kahve renklerinden demlenmek
Korkusuz ve bir o kadar utanmasız




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!