Sen kadar geniş değil, hiç bir kara parçası
Ve sen kadar ılıman, bereketli değil.
Bir yanın sonbahar, kuşların göç ettiği,
Bir yanın yaz, mevsimin gülümsediği.
Sen kadar sıcak değil, hiç bir yatak
Aşıksam,
Sen kuytularına kapanmışsam,
Yalnız sana kalmışsam
Sevdadandır.
Günü sana yorup,
Merdivenler çıkarken yol boyunca adımlarla,
Düşeşliğin nezaketinde gözlerin ile soyunmak,
Bin-bir basamağın bulduğu son nokta ki;
Tarifsiz anlatımı söylemekle, yazmakla.
Boynuma dolanmış ellerin kokarken varlık varlık,
Seni ne denli sevdiğim,
Aşikardır ey sevgili.
Gündüzü belli,
Bitmeyen gecesi belli.
Saçların ne de gün batımı öyle,
Ne de tel tel
Sevgililerim;
Ellerin, gözlerin, dudakların,
Benim güzel sevgililerim;
Saçın, boynun ve göğüslerin,
Bacakların, ellerin, parmakların
Ve tenin...
Yanlış duymadın;
Kat sayısı bilinmiyor sana olan sevgimin...
Seninle sevişmek meşakatli iştir sevgilim,
Başlıbaşına bir direniştir ölüme ve hayata.
Tenine uzandı mı ar etmeden ellerim,
Mahal vermez hiç bir boşluğa zamanda.
Öyle kuru olamaz zaten dudakların varken gecede,
Sarılıp rengini alsam teninin
Her bir noktanda iki dudağımı bir etsem
Ve yorulmadan yorulsam içinde, nefesinin
Dinlensem bir daha yorulmak için
Arşınlasam gecelerini zamanın sıcağında
salondan girse ayakların
ve dudakların dudaklarıma
soyunsan, soysam seni
düşler kadar güzel tenini
öpsem, doymasam ve bir daha
Gözlerinden başlayıp boynuna inen o yolda,
Dudaklarına denk geliyorum soluğunda o iniltiyle.
Ellerim haylaz bir velet teninde sorgusuz ve laf dinlemez,
Zaman ne olursa olsun gece oluyor ve ay doğuyor gök yüzüne.
Yüzüm ısınıyor gecenin o sen melteminde,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!