hava soğuktu
yağmur yağıyordu
üşümüştüm
ıslanmıştım
acıkmıştım
sen yoktun
200 tonluk bir balina neyle ve nasıl doyar? Bir de bunlardan binlerce ve belki de on binlerce olduğunu düşünürsek ortaya çıkan durumu nasıl izah etmeli acaba?
Ve üstelik bu koca gövdeli canlının temel besin kaynağı kabuklu küçük bir hayvan olan bir tür karidesse. Bir gün içinde sadece bir tanesi kırk milyon adet yiyebiliyor bu karideslerden.
*- Hayatın en göz önünde bulunan faktörlerinden birisidir yarışmak. Her canlı, daha doğduğu andan itibaren kendisini bir tür yarışın içinde bulduğu için istese de istemese de kendi isteği dışında girmiş olduğu bu yarışmayı kabullenmek durumundadır. Aksi takdirde hayata tutunabilmesi, hayatın içinde bir yer edinebilmesi çok zor olur. Çünkü bu zorunlu rekabeti reddeden canlı başkalarına muhtaç hale gelir ve giderek zamanla asalaklaşarak yaşamını diğer canlıların merhametine bırakmış olur ki bu durum o canlının hayatını yaşanmaz bir hale sokar.
*- Nasıl ki her canlı varlığını sürdürebilmek için hayatı süresince kendi cinsleriyle bir rekabet içine girmek zorundaysa, insan da kendisini bu zorunluluktan muaf tutamaz. Mademki yarışmak zorundadır. Öyleyse kimlerle, nasıl ve hangi şartlarda yarışacak, buna kendisi karar vermeli başkalarının yönlendirmesine kendisini kaptırmamalıdır.
*- Her yarış kendi kuralları içinde yapılır. Rekabetin adil ve hakça yapılabilmesi için bu kurallar gereklidir. Aksi takdirde bir yarışmadan söz etmek mümkün olmaz. Çünkü kurallar görece daha az şansı olana adalet duygusu, kazanma umudu ve motivasyon sağlar.
- Ateizmi bilinçli olarak mı seçtin?
- Nasıl yani?
-Demek istiyorum ki ateist olmana sebep olan şey neydi? Belli bir araştırmanın sonucunda mı ateist oldun.
“Haydi, gir içeri, dedi adam, üşüyeceksin. Üzerinde bir şey yok. Zaten çok geç oldu uykun da gelmiştir artık.”
“Hayır, dedi kız, hiç uykum yok. Öylesine mutluyum ki bunu kelimelerle anlatmam mümkün değil. Çocukluğumdan beri kurmuş olduğum hayalin gerçekleştiği an bu an. Seninle evlenmenin ilk adımını attım.”
Bir filmde geçiyordu bu konuşma. Kızın evinin önündeydiler henüz nişanlanmışlardı. Gerçi nişan adamın açısından çok hüzünlü geçmişti ama kız gerçekten de çok mutluydu.
güneş bir görünür bir kaybolur
o görünür ben ısınırım
o kaybolur buz gibiyim soğurum
ve bulutlar çöker üstüme
umutlarımı söndürür
Bizler çocuklarımız için varız.
Hayatlarımız onların hayatlarına bağlı.
Onlar için her şeyimizi ortaya koymaktan bir an bile tereddüde düşmeyiz, düşmemeliyiz.
Her şey onlar için...
Erzurum'un bende çok güzel hatıraları vardır. 25 yıldan fazladır, benim için hüzünlü bir zaman diliminde onun o meşhur kışında kendi isteğim dışında bir başıma, parasız pulsuz, mutsuz ve umutsuz yolumun düştüğü bu şehir, bu güzel, yiğit ve mert şehir benim elimden tutmuş ayağa kaldırmış, zor bir kışı kolay kılmış beni bahara ulaştırmıştı.
O bahar; bir Ramazan günü hem biraz zaman geçirmek ve hem de kış boyunca merak edip de bir türlü gidemediğim Çifte Minareli Medrese’yi, hemen yanındaki Ulu Cami’yi gezip görmek istemiştim. Kaldığım yere de çok yakındı.
Taş mağazalardan yukarı doğru geze geze vardım önüne. Muhteşem görünüyordu ama sanki o da benim gibi yalnız, sanki öz vatanında gurbette ve sanki biraz da hüzünlü gibiydi.
Hiç kimse hiçbir zaman elde etmek istediklerinin tümüne sahip olamaz. Bu sebepten kişi sahip olduklarıyla yetinip şükretmeyi bilmeli Allah’ın (c.c.) ona verdiklerinin ve vermediklerinin hikmetini anlamaya çalışmalıdır.
Şükretmek Cenab-ı Hakk’ın (c.c.) vermiş olduğu maddi ve manevi nimetler için kulun O’na teşekkür etmesi demektir.
Şükürsüzlük ise Yaratan’ın (c.c.) tasarrufuna rıza göstermemek anlamına gelir ve bir tür isyandır. Dolayısıyla insanı mutsuz eder. Mutsuzluk ise kişinin hayat karşısındaki duruşunu etkiler.
Yatmaya hazırlanıyor. Vakit çok ilerlemiş. Evdekiler çoktan uyumuşlar. Kim bilir kaçıncı uykularındalar? Hava çok sıkıntılı… Uyku tutmamış, oyalanıp duruyor evin içinde. Gecenin ilerlemiş bir vakti olmasına rağmen gündüzki o nemli, yapış yapış sıcaklık hâlâ devam ediyor. Nefes bile almakta zorlanıyor insan.
Neden sonra “Biraz uyumalıyım,” diyerek yatak odasına yöneliyor. Yarın iş var ve onun erken kalkması gerekiyor.
Üzerindekileri çıkartıp yatak kıyafetlerini giyiyor. Lambayı söndürüp yatağa yönelecekken birkaç saniyelik müthiş bir uğultu, ardından gecenin karanlığını yırtıp parçalayan kızıl bir ışık doluyor bir anda karanlık odanın içine. “Ne oluyor? ” Demeye varmadan derinlerden, sanki çok uzaklardan geliyormuş hissi veren müthiş bir kütürtü.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!