Genel geçer doğrularımızı düşünce ve fikir yapımız değil toplumsal statümüz ve buna bağlı olarak davranış biçimimiz ve dahi yaşam tarzımız oluşturur.
Toplumsal statümüz değiştiği oranda da hem yaşam tarzımız değişir ve hem de doğrularımız.
Çünkü nasıl düşünüyorsak o doğrultuda yaşarız, nasıl yaşarsak öyle düşünürüz.
Hayat düz bir şerit halinde bir başlangıçtan bir bitişe doğru gidiyormuş gibi görünüyorsa da aslıda bir kısır döngü…
Yürüyorsun hiç durmadan, önüne hedefler koyuyorsun ve o hedefe varabilmek için menziller geçiyor, merhaleler aşıyorsun ve görüyorsun ki eğer bu dünyaya geliş sebebinin kühnüne varamamışsan beyhude bir çabanın içinde dönüp durmuş, ömür tüketmişsin; üstelik bu yürüyüşte sırtındaki yükün giderek ağırlaştığının da farkında olmayarak…
Hani derler ya “Kendi gözündeki merteği görmez de başkasının gözündeki çapağa laf eder."
Ne yazık ki böyle.
İstisnalar kaideyi bozmaz ama hangimiz bu yanlışı yapmıyoruz?
Cesaret başarıya giden yolda insana en çok lâzım olan şey.
Lâkin cesaret tek başına yeter mi?
"Gönlün dünyalık için senden ayrılıp gidiyorsa hakikatten uzaksın demektir.
Ama eğer hakikat her an gönlündeyse her nereye gidersen git herkese yakınsın demektir.
Gazap ve öfkeden kaçın. Çünkü onların başlangıcı delilik, sonu pişmanlıktır.
Kimseyi kınama. İllâ ki kınamak gerekiyorsa o halde kendini kına.
Güzel bir ahlâka mı sahip olmak istiyorsun? Öyleyse,
Doğrudan yana ol, yalandan uzak ol.
Yaratılmış olana her bir canlıya karşı insaflı ve merhametli ol.
Acele karar vermemek gerekir. Hayatın küçük bir dilimine bakıp gelecekle ilgili bir takım kararlar vermekten kaçınılmalıdır.
Karar vermek, aklı duraksatır. Çünkü karar verdiğiniz an akıl yeni bir karar aşamasına gelmek durumu ortaya çıkana kadar kendini yavaşlatır.
Öte yandan bedenin hareket halinde olabilmesi için de aklın çalışmasına ihtiyaç vardır. Bu sebepten akıl insanı sürekli olarak bir şeylere karar vermeye zorlar.
Çok güzel bir söz vardır bizde der ki, "İğneyi kendine batır sonra çuvaldızı başkasına batırırsın."
Hayatımız hep başkalarının hatalarını araştırmak ve bu hatalar üzerinden o hataları yapanları eleştirmekle geçiyor.
Halbuki dönüp aynada kendi suretimize baksak ve az bir şey tarafsız olabilsek göreceğiz ki hiç kimseye tek bir kelime söyleyebilecek durumda değiliz.
Bencillik öyle yakıcı ve kıyıcı bir duygudur ki insanın felaketi olur. Ve onu bir daha asla çıkamayacağı bir girdabın içine iterek mahvına sebep olur.
Her ne olursa olsun, her ne şekilde olursa, olsun sahiplenmek isteği insanı dönülemez yanlış yollara itiyor.
Sonra da gelsin mutsuzluk, gelsin eziyet; hem kendisine ve hem de çevresine.
İnsan içinde bulunduğu bu yalan dünyanın hay huyu içinde, zaman zaman durup mola vermeli ve içine dönüp kendini dinlemelidir.
Çünkü dünyanın gelip geçiciliği karşısında elimizde bu gerçeği değiştirebilecek bir yaptırım gücüne sahip değiliz.
Yaratılmış olan her şeyin belli bir ömrü olduğu için, perde kapandığında yanımıza kalan şey, hayat boyunca yapıp ettiklerimizin faturası kalacak.
Ve biz bu faturayı ödemek mecburiyetindeyiz. Kaçış yok./15.03.25




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!