Recep Akıl Şiirleri - Şair Recep Akıl

Recep Akıl

sürgünlerde yıllanmışım
yalan olup harcanmışım
bütün uğraş boşa gitmiş
madrabaza aldanmışım

sür git gitmez dünya böyle

Devamını Oku
Recep Akıl

Totaliter anlayışların hâkim olduğu toplumlarda iktidarlar, merak eden, araştıran, soran, soruşturan birey ve bu bireylerden teşekkül etmiş bir toplum istemezler.

Çünkü bu kavramları içselleştirmiş bireylere sahip olan toplumların yönetilebilmesi için demokrasilerinin öngörmüş olduğu asgari şartların topluma hâkim hale getirilmesi gerekir.

Aksi takdirde o toplumu yönetmek imkânsız hale gelir.

Devamını Oku
Recep Akıl

İnsan Allah’ın yaratmış olduğu canlılar içinde en değerli olanıdır. O kadar ki onu yeryüzünde kendisine halife yapmıştır.

Her ne kadar işlemiş olduğu günah sebebiyle Cennet’ten yeryüzüne gönderilmişse de bu günahından dolayı ebedi affedilmemiş değildir.

Bazı batıl dinlere göre insanoğlu daha dünyaya gelirken günahkârdır ve bu günahı sebebiyle hayatı boyunca diyet ödemek durumundadır.

Devamını Oku
Recep Akıl


sensiz olduğum saatlerde
seni yaşıyorum sensizlikte
bir gelsen bana
kucaklasam sımsıcak
sarılsam sımsıkı

Devamını Oku
Recep Akıl

Düşünce ve anlatım özgürlüğü kişisel gelişimin ana dinamosudur.

Bu dinamonun doğru ve etkin bir biçimde çalışmasının en temel argümanı bireyin isteğiyle ortaya çıkıyor olmasına rağmen onun yetkinliği ve becerisi ile doğru orantılı olarak gelişiyor.

Buna rağmen bu gelişim sürecini etkileyen toplumsal kabulleri de elbette hiçbir şekilde göz ardı etmemek lazım geliyor.

Devamını Oku
Recep Akıl

Sözlükte “bitirmek, yok etmek, yoksul düşmek, malı veya parayı elden çıkartmak” anlamına gelen infak, dini bir terim olarak Allah’ın (c.c.) hoşnutluğunu kazanmak amacıyla kişinin kendi servetinden harcamada bulunması, ihtiyaç sahiplerine ayni ve nakdi yardım etmesi demektir.

Bu yönüyle infak, hem farz olan zekâtı hem de gönüllü olarak yapılan her türlü hayrı içerir.

Dinimizde varlıklı Müslümanların mallarında, yoksulların haklarının bulunduğu ifade edilmiştir. Bu da gösteriyor ki zenginlerin ihtiyaç sahiplerine yardım etmek gibi bir yükümlülükleri vardır.

Devamını Oku
Recep Akıl

Hayat yolu kimi zaman yukarı doğru çıkarken, kimi zaman da aşağı doğru iner. İnsan ne çıkarken sevinmeli, ne de inerken üzülmelidir.

Aslında her iki durum da insanoğluna verilmiş bir nimettir. Anlayabilir, algılayabilirse eğer. Bu durumda makul olan ve insanın payına düşen verene şükredip, verilenin kıymetini bilmektir.

Verene şükredip verilenin kıymetini bilmek, Allah'a kul olmanın en alt mertebesidir. Bu seviyede sebat etmeyi başarmak, yükselmek için atılan ilk adım demektir.

Devamını Oku
Recep Akıl

Namaz çıkışı caminin bahçesindeki çay ocağının önünde değişik yaşlardan sekiz on kişilik bir grup oturmuş her halinden güngörmüş olduğu belli olan aksakalı bir piri faninin, öğrenmenin, öğrenci olmanın erdemlerinden söz eden sohbetini can kulağıyla dinliyor bir yandan da çaylarını yudumluyorlardı.

Lafın bir yerinde içlerinden genç biri araya girerek “İyi de hocam şimdi biz ne okuyalım?” diye sordu.

Yaşlı adam birkaç saniye gence baktı sonra yüzünde geniş bir gülümsemeyle “İlmihalini oku evladım, her daim ilmihalini oku. Tabi sadece sen değil buradaki herkes öyle yapsın. Ben hep böyle yapıyorum çünkü” dedi.

Devamını Oku
Recep Akıl

- Sana uzatılan eli geri çevirmeden önce iyi düşün. O eli tutmaya karar vermişsen eğer, o zaman da sakın körü körüne bir güven duygusu içinde olma.

- Her zaman barış ve dostluktan yana ol. Ama bu mevhumlarla seni aldatmalarına asla izin verme. Dikkatli ve uyanık ol.

- Aklını doğru kullanmayı öğren ama ona da gereğinden fazla güvenme. Çünkü gün olur akıl da şaşırabilir, onun bile bir kılavuza ihtiyacı vardır.

Devamını Oku
Recep Akıl

Osmanlı devlet yönetiminin Kanuni Sultan Süleyman Han’ın vefatının ardından (her ne kadar zaman zaman dirayetli hükümdarlar ve devlet adamları görmüş olda da) ehliyetsiz ve liyakatsiz ellere geçerek kan kaybetmeye başlaması, birkaç yüz yıl sonra Osmanlıyı tamamen ortadan kaldıracak olan bir örgüte kadar gelip dayanmıştır.

Zaten yüz yıllarca hem içeriden, hem dışarıdan maruz kaldığı ihanetler neticesinde iyice örselenmiş ve zayıflamış, toprak kayıplarıyla da giderek küçülmeye başlamış olan İslam’ın bayraktarı, Osmanlı İmparatorluğu her dönemde en büyük ihaneti, yetiştirip adam ettiği sonra da yetkilendirip görevlendirdiği kendi evlatlarından görmüştür.

İnsanoğlunun o zapt edilemez, önüne geçilemez amansız hırsını eğer birileri kullanmayı dilemişse mutlaka bir yolunu bulur ve onu kendisine kul eder. Yüz yıllar boyunca Dünya’ya hükmetme ve nizam verme iddiasını her zaman en yükseklerde tutmuş bir devlet elbette düşmansız olmazdı. Çok doğaldır ki Osmanlı İmparatorluğu da bunun dışında kalamadı.

Devamını Oku