Terk edenler asla kazanamaz. Kazananlar ise asla terk etmemiş olanlardan çıkmıştır. Bir şartla ki hedef mutlaka önceden belirlenmiş olmalıdır.
Gerekli olan planlamalar yerli yerince yapılmalı, hiçbir şey eksik bırakılmamalı ve hedefe tam anlamıyla odaklanılmalıdır. Çünkü bir hedefe odaklananlar karşılarına çıkabilecek olumsuzluklar ve sorunlar karşısında hemen duraksamaz ve kolay şaşırmazlar.
Zaten ortaya çıkabilecek olumsuzluklara karşı hazırlıklıdırlar ve hiç yüksünmeden, zorluklar karşısında yılmadan, boyun da eğmeden uğrayabilecekleri düş kırıklıklarına rağmen hiçbir şeye fazlaca kafayı takmadan yollarına devam ederler.
ay düşerken akşama
seni arıyor gözlerim
yıldızların ıslattığı sularda
yakamozlar ağlamaklı halime
ve hüzün yağıyor üzerime
sevgidir insanı ayakta tutan
sevgidir yol bulduran
sevgi yoksa ne kalır hayattan
yalan
ölüm bu bir hüzünlü akşam vakti çıkar gelir çalar kapını
açmam diyemezsin
ya da ne bileyim bir sabah seher vakti
kuşlar cıvıldaşır kelebekler uçuşurken gelir
gelme diyemezsin
kim bilir belki bir öğle üzeri ezan vakti gelir
ölüm var dedi adam
unutma dedi
hayat nimeti bir kuştur uçar gider
güvenme dedi
biter
Anlatırsın, her türlü... Bütün bilgi birikimini, ifade yeteneğini kullanırsın muhatabın anlamaz öfkelenirsin. Önce kendine "Bir yolunu bulup da anlatamadım, " diye. Al işte çaresizlik.
Anlatırsın muhatabın anlar. Buna rağmen yine de bildiğini okur. Al sana çaresizlik, "Bana ne?" deyip geçmek vardır ama yapamazsın, öfkelenirsin.
İmkânların sınırsızdır. Bunları kullanmana rağmen istediğini elde edemezsin. Ya da bunun tam tersi. Sonuç yine çaresizlik ve yine öfke...
Cenabı Hakk’ın yarattığı hiçbir şey kendimizden daha önemli değildir.
Bencillikmiş gibi gelebilir bu düşünce ama değil.
Çünkü kendimize özen göstermez, yeterli değeri vermez ve hayatımızı yaratılış amacına uygun bir biçimde yaşamazsak eğer ortaya çıkması muhtemel sorunlar yüzünden, istesek de sevdiklerimize ve çevremize faydalı olamayız.
Cenabı Hakk’ın yarattığı hiçbir şey kendimizden daha önemli değildir.
Bencillikmiş gibi gelebilir bu düşünce ama değil.
Çünkü kendimize özen göstermez, yeterli değeri vermez ve eğer hayatımızı yaratılış amacına uygun bir biçimde yaşamazsak, ortaya çıkması muhtemel sorunlar yüzünden, istesek de sevdiklerimize ve çevremize faydalı olamayız.
Erkek evladım yok bu yüzden bir erkek evlada sahip olmanın nasıl bir duygu olduğunu bilemem ama iki kızım var. İşte bunun ne demek olduğunu, ne anlama geldiğini, neler hissettirdiğini çok iyi bilirim.
Onlardan hiç bir zaman sevgimi gizlemedim. Bilirler onları ne kadar çok sevdiğimi. Ağladığımı da gördüler, güldüğümü de.
Yüzlerine ne zaman baksam yüreğim titrer, ılık ılık bir şeyler akar içime. Yaşam kaynağımdır kızlarım benim, her ne kadar artık kocaman insanlar olsalar da böyledir bu.
Padişah, bazı İslam hükümdarları tarafından kullanılan ve yücelik belirten bir unvandır. Farsça bir sözcük olup ‘şahların en büyüğü’ manasına gelmektedir. Esasen İslamiyet öncesi İran'da hüküm süren Sasani hükümdarlarının sıfatı iken daha sonra Osmanlı hükümdarları ve Delhi sultanları tarafından benimsenmiştir. Kelimenin aslı eski Farsça olup ‘bey, efendi, muktedir’ anlamına gelen ‘pati’ ve ‘hükümdar’ anlamına gelen ‘şah’ kelimelerinden oluşmuştur.
Osmanlı hükümdarları padişah unvanını 1421'de devletin başına geçen II. Murat'tan itibaren kullanmaya başlamışlardır. II. Murat dönemine dek ‘sultan’ unvanını kullanan Osmanlı padişahları ayrıca halife, hakan ve kayser unvanlarını da kullanmışlardır. Bu unvanlardan padişah İran geleneğine, sultan ve halife İslam geleneğine, hakan eski Türk geleneğine, kayser ise Rum geleneğine işaret etmekte ve Osmanlı İmparatorluğu'nun eski İran, Abbasi, Türk ve Rum imparatorluklarının varisi olma iddialarının altını çizmektedir.
Padişahlık hem halife ve hem de sultan makamlarını ihtiva eden bir unvandır. Kanun-ı Esasi’de Osmanlı hükümdarı sadece padişah unvanıyla tanımlanmış ve diğer unvanları kanun metninde yer almamıştır.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!