Türkiye’de kedilerden bahsederken ilk akla gelen türlerin başında Van kedisi gelir. Cana yakınlığı, beyaz, ipeksi kürkü, aslan yürüyüşü, tilkininkine benzeyen uzun ve kabarık kuyruğu, değişik göz renkleri ve suya olan düşkünlüğü ile Van kedisi, dünya üzerinde melezleşmeyen, saflığını koruyabilmiş canlıların başında gelir. Bu özelliği onu, hem kedi dünyasının ve hem de diğer canlıların yıldızı haline getirmiştir.
Anadolu’ya tam olarak ne zaman ve nasıl geldiği bilinmeyen Van kedileri, diğer canlılarda olduğu gibi bulunduğu bölgenin şartlarına ayak uydurdular. Van kedisi Türkiye’nin en yüksek dağlarının bulunduğu Doğu Anadolu bölgesindeki yüksek sıcaklık farklılıklarına kürkleri sayesinde kolayca ayak uydurabilmiş bir canlıdır.
Yılda en az 6 ay karlarla kaplı bu bölgede uzun tüyleriyle kar ve soğuktan korunurken, yazın birden ısınan hava nedeniyle tüylerini dökerek Van Gölü’nün ılıman iklimine uyum sağlamayı bilirler. Ancak yaygın olan bir inanış vardır. Kalın kürkleri nedeniyle Van kedilerinin üşümediğidir ki bu bilgi yanlıştır. Çünkü kediler, kürkleri ne kadar kalın olurlarsa olsunlar soğuktan etkilenir ve üşürler.
İşlenmesi kolay, beyaz renkli, gözenekli bir mineral olan lületaşı Yunanistan'daki bazı adalar, Çek Cumhuriyeti’ndeki Moravya bölgesi, Fransa, İspanya, Fas ve ABD'de de bulunmasına rağmen neredeyse tamamı ülkemizin Eskişehir ilinde bulunmaktadır.
Ticari olarak işlenebilir bir maden olan lületaşı yataklarının büyük bir kısmı Eskişehir ilimize bağlı Sepetçi köyünde bulunmaktadır. Lületaşı genellikle pipo, sigara ağızlığı tespih, biblo ve süs eşyası imalâtında kullanılmaktadır.
Emici özelliğinin olması sebebiyle ağızlık ve pipo yapımında birinci sınıf bir malzeme olarak ilgi görür. Tütünün meydana getirdiği nikotini bir filtre gibi emer ve sarımtırak bir renk alır..
Yerebatan Sarnıcı İstanbul’daki en büyük kapalı sarnıçtır. Ayasofya binasının batısındaki küçük binadan girilir. Sütun ormanı görünümündeki mekânın tavanı tuğla örülü, çapraz tonozludur. Zamanında civardaki bir bazilikadan dolayı bu isimle anılmıştır.
Civardaki saraylara su sağlamak için I. Justinyen (527-565) devrinde yapılmıştır. Sarnıç, 143 metre uzunluk ve 65 metre genişliğiyle toplam 9.800 metrekarelik bir alanı kapsamaktadır.
4 metre kalınlıkta, pişmiş tuğladan yapılan duvarlarla çevrelenmiş ve su yalıtımı amacıyla özel bir harçla sıvanmış olan Yerebatan Sarnıç’ının içinde toplamı 336 adet sıralı sütun vardır.
Oltu Taşı Türkiye'de Erzurum'un Oltu ilçesinin kuzeydoğu kesiminden çıkarılmakta olan yarı değerli bir taştır.
Oltu taşının diğer bir adı da karakehribardır. Oltu taşı siyah, koyu kahve, sarı, nadiren de gri-yeşilimsi olabilir. Bu taş esasında bir karbon bileşenidir, siyah renklidir ve kolay işlenebilir: dolayısıyla takı ve ziynet eşyası yapımında kullanılır.
Genelde bayan takıları ve tespih üretiminde önemli bir yere sahiptir. Yüzyıllardan beri yörede genellikle tek kişilik ve babadan oğla geçen ev-atölyelerde fazla bir değişikliğe uğramadan işlenmekte ve değerlendirilmektedir.
Halen Divan Yolu üzerinde bulunan Çemberlitaş sütunu Konstantinopolis’in başkent olması onuruna l. Konstantin tarafından 328 yılında Roma’dan getirtilerek bu günkü yerine dikilmiştir.
Her biri 3 ton ağırlığında olan 9 adet dairesel taşın üst üste koyulmasıyla oluşturulmuş bir sütundur. İlk dikildiğinde 57 metre olan yapı daha sonra geçirdiği kazalardan sonra bugünkü haline (35 metreye) gelmiştir.
Adını, üst üste koyulmuş olan dairesel taşlardan almakta olan Çemberlitaş’ı içinde barındıran meydan bugün olduğu gibi Osmanlı İmparatorluğu zamanında da önemli ve hareketli bir meydandı.
Vicdan mevhumu insanın yaratılış özelliklerinden birisidir. Böyle olduğu içindir ki insanoğlu çevresinde olan bitene istese de duyarsız kalamaz.
Kalıyorsa eğer en azından kendisine olan saygısını yitirmemek için nefsini iyi bir sorgulamalı ve hesaba çekmelidir.
Bunu bile yapmıyor, yapamıyorsa ona zaten insan demek için hiçbir sebep de kalmamış demektir.
En başından beri İslam düşmanlarının cevap aradığı bir soru var. “Ne yapmalı da bu Müslümanları dinlerinden uzaklaştırmalı? Bu yapılamıyorsa eğer ne yapmalı da hiç değilse dinlerinden onları soğutmalı?
İslam düşmanlarının daha İslam’ın yayılmaya başladığı ilk yıllardan itibaren vizyona koyduğu yıpratma, yozlaştırma ve mümkünse yok etme politikasını hiç bıkmadan, usanmadan günümüze kadar taşımış olmaları ve bu mücadelelerinden asla vazgeçmemeleri onların İslam dinine olan kinlerini göstermesi bakımından çok çarpıcı bir örnektir.
İslam düşmanları için tek bir hedef vardır, İslam’ı yok etmek. Eğer bunda başarılı olunamıyorsa hiç değilse yozlaştırmak.
hani her an her şeyi ne kadar çok bilirim
savururum bırakmam mangallarda zerre kül
bu kısacık aklımla ders vermeye kalkarım
alırım asıl dersi bir tohumdan dostlarım
Son yıllarda bir diyet modasıdır alıp başını gidiyor. Bir şey popüler olmaya başlamışsa eşyanın tabiatı gereği onun çevresinde de hemen bir endüstri oluşur. Beslenme uzmanları bir tarafta, zayıflatma uzmanları diğer tarafta al takke ver külâh milleti sözüm ona aydınlatır ve bu hengâmeden hem kendilerine hem de konunun diğer bileşenlerine pay çıkarmanın yolunu bulmaları konusunda çaba sarf eder dururlar.
Kimileri beslenme reçeteleri verir, kimileri zayıflama reçeteleri. Bazıları da Alternatif Tıbbın faydalarından dem vurarak ilgilenenleri aktarlara ve benzeri alternatiflere yönlendirirler. Aslında işin bu yanı iyi de oluyor. Piyasa hareketleniyor, alış veriş yapılıyor, bu işlerle ilgilenen esnaflarımıza iş çıkıyor. Ama öte yandan bu beslenme ve zayıflama reçeteleri ve bunlara bağlı olarak piyasaya sürülen bazı ilaç ve yan ürünlerinin faydalı olup olmadığı tartışması da alıp başını gidiyor.
Bir insanın sağlığını koruması çok mu zordur acaba? Eski zamanlara oranla sağlıklı yaşamak giderek zorlaşıyor olmasına rağmen bu konuda hâlâ umutlu olmak için pek çok sebep var. Yeter ki bu sebepler öne çıkartılıp uygulama imkânına kavuşturulabilsin.
441- Kahkahalar bir bakıma saklamak zorunda olduğumuz kederlerimizin dışa yansımasıdır.
442- İnsan ne yazık ki kendini nefsine kurban etmeyi seçti.
443- Bir söz verilmişse o söz mutlaka yerine getirilmelidir. Aksi halde sözün sahibine duyulan güven yıkılır.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!