Petrol… 20 yüzyılın en önemli icadı… Hayatın her alanına etki eden vazgeçilmez bir unsur… Kimileri için mutluluğun kaynağı, kimileri içinse mutsuzluğun, umutsuzluğun.
İlk kez Mezopotamyalılar tarafından kullanılan ve fosil bir yakıt olan petrol, kendi tarihi seyri içinde giderek değerli bir hale gelen bir ürün olarak modern zamanlarda da insanoğlunun vazgeçilmezlerinin en başına oturan ve aynı zamanda ona sahip olanları diğerlerine göre birkaç adım öne çıkartan stratejik bir ürün… Petrol… Eski bir hikâye…
Petrolün kontrol edilebilmesi demek aynı zamanda Dünya’nın da kontrol edilebilmesi demek anlamına geliyor. Günümüzün savaşları da zaten bu kıymetli ürünün kontrolünü ele geçirmek amacıyla yapılmıyor mu?
Kadınları ayıran plaj istemiyorlarmış. Çıkmışlar protesto ediyorlar. Bunu da yaparken demokratik haklarını kullanmış oluyorlar.
İyi kullanın bir diyeceğimiz yok. Ama bu ülkede demokratlık sadece sizin tekelinizde mi? Birileri de çıkıp biz karışık plaj istemiyoruz derse ne olur?
Mademki sen kendin için bir şey istiyorsun ve bunu demokratik hak olarak kabul ediyorsun, senin gibi düşünmeyenlerin de aynen senin yaptığını yapmasına niçin karşı çıkıyorsun?
İnsan hayatının her anında hep bir şeylerin özlemi içindedir. Bu özlem duygusu kimi zaman bir sevgiliye, kimi zaman bir mevhuma, eş, dost, akrabaya, anaya, babaya, evlada vs. yönelir.
Ama aslında insan tüm bunların ötesinde çok başka bir şeyin özlemi içindedir.
Ve bu özlediğine ulaşamamış olmanın verdiği hüzünle daha kolay ulaşabileceğini düşündüğü şeylerle kendisini avutur.
Bu gün 18 Mart. Tarihin daha önce hiç görmediği bir kahramanlık ve fedakârlık destanının yazıldığı günün, bu destanı yazanların bize canları pahasına hediye ettikleri zaferin, ”Çanakkale Geçilmez” haykırışının yedi düvel ordularının suratında patladığı o muhteşem şamarın atılışının yıl dönümü.
Bu mübarek milletin has evlatlarının civanmertlerinin, annelerin ciğerparelerinin vatan için gözlerini dahi kırpmadan tereddütsüz göğsünü siper ederek ölümlerin en güzelini tattığı, makamların en yücesini kazandığı o zaferlerin şahikasının, Çanakkale Zaferi’nin ve aynı zamanda gelmiş geçmiş bütün şehitlerimize ithaf edilmiş olan günün,"Şehitler Günü" nün yıldönümü. Zaferimiz kutlu olsun.
Dün Çanakkale’de, İnönü’nde, Sakarya’da, Dumlupınar’da, Kore’de, Kıbrıs’ta bugün Güneydoğu’da bu vatan uğruna gencecik yüreklerini ortaya koyarak şahadet şerbetini içen asil milletimizin bu güzide evlatlarına Allah’tan (c.c.) rahmet diliyorum. Rabbim bu vatan için en değerli şeyini; hayatını feda eden kahramanlarımızın mekânlarını Cennet eder inşallah
Ak Parti'den başka Dünya tarihinde parlamenter sistemle yönetilen her hangi bir ülkede iktidarda olmasına rağmen sürekli oylarını arttıran bir başka parti var mıdır acaba?
Ben bilmiyorum.
Diktatörlüklerle, tek partili sistemlerle, dalavereler çevirerek, yolsuzluk yapılarak iktidarda kalmaktan söz etmiyorum.
Allah’ın Ayı olarak da bilinen Muharrem Ayı İlahi bereket ve feyzin, Rabbani ihsan ve keremin bollaştığı bir ay olarak bilinir. “Bilinir” kelimesi fazladır. Öyledir.
Elbette ki Allah’ın ayı, yılı, günü olmaz, ancak Allah’ın rahmetine ermenin bir fırsatı olması bakımından Muharrem ayını Hz. Peygamberimiz efendimiz bu şekilde ifade etmiş ve bize öğretmiştir.
Hepimizin bildiği gibi Hicri Yıl’ın ilk ayıdır Muharrem. Bu ayın onuncu günü ‘Aşure Günü’ olarak bilinir ve kutlanır.
“İyilik eden, iyi davranan iyi ameller işleyen ve yaptığını iyi yapan kimse” anlamına gelen muhsin Kur’an’a göre bir insanın bu niteliği kazanabilmesi için; mümin, Müslüman, muttaki, salih ameller işleyen, hayır ve hasenat sahibi, inancında, özünde, sözünde, ahlâkında, söz, fiil ve davranışlarında dosdoğru, sabırlı ve ihlâslı kişi demektir.
Kur’an’da muhsinler şöyle tanımlanmıştır. “Bunlar hikmetli kitabın ayetleridir. Muhsinler için yol gösterici ve rahmettir. Muhsinler namazlarını dosdoğru kılan, zekâtlarını veren ve ahirete iman eden kimselerdir. Onlar Rableri tarafından gösterilen doğru yol üzerindedirler. Ve onlar kurtuluşa eren kimselerdir.”
Kur’an yorumcuları muhsinleri; iman edip salih amel işleyen, Allah’ın emrettiği şeyleri yapıp yasaklardan kaçınan, iyilikleri yapıp kötülükleri terk eden, zulüm ve haramlardan kaçınan, farzları eda eden, yaptığı her işi ve görevi en iyi yapan kimse olarak yorumlamışlardır.
İlkokul birinci sınıftan ikiye geçtiğim yılın tatilinin son günleriydi artık. Eylül’ün başları… Bu haylaz haylaz, orada burada sürtmenin ve zaman geçirmenin de son günleri demekti. Okulların açılmasına bir hafta on gün kalmıştı. Hem okulların açılacak olmasından dolayı sevinip heyecanlanıyor, hem de okullar açıldığında bu başıboşluğu bir dahaki tatile kadar bulamayacağım için üzülüyordum. Okula başlamak demek oyunların bitmesi demek değildi, elbette. Derslerimi gerektiği gibi yaptıktan sonra oyun oynamama ne annem, ne de babam karışırdı ama yine de tatildeki gibi olmazdı. Babamdan kaynaklanan bir düzen ve disiplin hakim olurdu hayatımıza okul zamanı. Oysa yaz tatili öyle miydi?
Bir çocuk için özgürlük demek, okulların bitip ders yapma zorunluluğunun ortadan kalkması demek değildir. Bir çocuk için hiçbir büyüğün müdahale etmediği, 'Yat kalk, şöyle yap, böyle yapma, şuraya git, buraya gitme,' diye sınırlar koymadığı, arkadaşlarıyla dilediği gibi oyunlar oynayarak başıboş bir avarelikle her aklına eseni o anda yapması demektir özgürlük. Yaz tatili demek her çocuk gibi benim için de her istediğimi istediğim gibi yapabilmek, bütün hayalperestliğimin inceliklerini sergileyebilmek, okul dönemindeki kısıtlamalardan kurtulmuş olmanın rahatlığıyla her türlü tembelliği yapabilmek demekti.
Zaman zaman çevreye zarar verdiğimiz de olurdu ama bunu bilerek ve isteyerek yapmazdık. Bizim mahallede her evin arkasında büyükçe denilebilecek tarlamsı bahçeler vardı ve buralar yaz kış hep ekili olurdu. Kovalamaca, saklambaç vb. gibi oyunlar oynarken illâ ki bu ekili bahçelere girerdik ve tabi ki bir takım zararlara neden olurduk.Oysa dikkât de ederdik ama yine de zararımız dokunurdu.
ölüm var dedi adam
unutma dedi
hayat nimeti bir kuştur uçar gider
güvenme dedi
biter
Ey âlemlere rahmet olan Allah'ım sen her şeyi görensin, her şeyi bilensin.
Yarattığın her şeyi bir hikmet üzre yaratırsın.
Biz sadece zannederiz, Sen bilirsin.
Sen Kadiri Mutlak tek bir Allah'sın.
Bu ülke senin düşmanlarının karşısında ayakta kalan son ülkedir.
Koru bizi, muhafaza eyle.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!