Helâlinden kazandığın yiyecek ekmeğin varsa ve sevdiklerin de yanındaysa sen mutlu bir insansın demektir.
Şükret, Rabbine; sonsuz kere sonsuz hem de. Fazlasına tamah etme. Bu dünyada hiçbir şeye sahip değilsin bu gerçeğin idrakiyle yaşa.
Çünkü giderken yanında sadece dört metrelik bir kumaş parçasından başka bir şey götüremeyeceksin.
Zor zamanlar dirayetli liderler çıkarır. Dirayetli liderlerin yönettiği toplumlarda yaşayanların rahatı ve refahı artar. Rahatlık ve refah arttıkça nankör insanlar çoğalır.
Çoğalır, çünkü hiç kimse dönüp önceki hayatına bakmaz. "Geçmiş geçmişte kaldı ileri bakmak lazımdır," diyerek geçmişe sünger çekmek bu nankörlüğün en önemli amilidir.
Oysaki unutmaya alışmak insanı kör, sağır ve vurdumduymaz yapar ki işte felaket bu andan itibaren gelir.
Bilenler bilir Sultan Ahmet Camii ve Ayasofya Camii'nin arasında arkalıkları olmayan sıra sıra banklar vardır. Yıllar, yıllar önce bu banklarda oturmuş hem dinleniyor, hem de o iki muhteşem mabedi seyrediyordum.
Bir kafile geldi bir ara, Japon bir gruptu.
Fotoğraf çekmeye başladılar. İçlerinden biri, genç bir kız bu banklardan birine çıktı. Sonra bir başkasının üzerine atladı, derken bankların üzerlerinde atlayıp, zıplayıp, dans edip eğlenmeye başladı.
Hayatın her anı derstir, insan yeter ki öğrenmek istesin.
Okul meslek öğretir, hayat adam olmayı ya da hayvanlaşmayı.
Ders dedim de… Onca baskıya, tehdide rağmen ben daha 12 yaşımda dedemin bakkal dükkânında çırak olarak çalışma hayatına atladım. Çalışma dediysem lafın gelişi.
Hani derler ya "Tebdili mekânda ferahlık vardır," diye. Bence hiç de öyle değil.
Eğer, gittiği yere kendisiyle birlikte hayat tarzını da götürüyorsa insan, mekân değiştirmenin hiçbir anlamı olmadığı gibi faydası da yoktur.
Bedava zaman kaybı...
Yere bir şey atmadan önce bir an düşünürseniz eminim ki bundan hemen vazgeçeceksiniz.
Çünkü siz bir insansınız.
İnsan olan çevresini kirletmez, kirletilmesine izin vermez.
İnsanı insan yapan en önemli özellik aklıdır. Bu sebepten “Aklı olmayanın dini de olmaz,” denmiştir.
Bir başka şekilde söylenecek olursa, akıldan yoksun insan hem yasalar önünde ve hem de Allah c.c. indinde yapıp ettiklerinden mesul değildir.
Evet, insan aklı sayesinde diğer yaratılmışlar içinden öne çıkmış ve bu gün işgal ettiği yeri kazanmıştır ama yine aklı sayesinde yaşadığı bu dünyayı kendisine dar etmiştir.
Her ne kadar insan birçok önerme ileri sunmuş olsa da dünyayı, dolayısıyla evreni anlayabilmesi için onun beyninin kapasitesi, en azından bu gün için bunu tümüyle kavramaya ve açıklamaya yeterli değildir.
Yetersiz olduğu bir konu üzerinde söyleyecekleri elbette eksik kalacak, günü geldiğinde bir başka önermenin hedefi olmaya aday olacaktır.
Tam da bu sebepten ideolojiler yapıları gereği serbest düşüncenin, anlamaya yönelik soru sorma çabalarının ve her türlü eleştirinin karşısında olurlar.
Hayatı boyunca insanın önüne pek çok olumsuzluk çıkar, pek çok sıkıntı ile karşı karşıya kalır, pek çok acı yaşar.
Eğer tüm bunlar karşısında metanetini ve umudunu kaybetmez bu olumsuzluklara bile iyi niyetle bakabilmeyi başarabilirse hayatını çok daha verimli yaşamış olur.
Hep ne denir? “Bardağın boş olan yanını değil, dolu olan yanını görmek lazımdır.”
Herkesin konuştuğu bir zamanda ve ortamda susmak daha hayırlıdır. Çünkü sürekli konuşan dinlemez, hem kendisini, hem de karşısındakini.
Dinlemediği için de kendi söylemiş olduklarını doğru sanır ve hatasız görür.
Öte yandan dinleyenin olmadığı bir yerde konuşmanın da bir faydası olmaz. Susmak bu sebepten de daha iyidir. Ve tabi susmayı tercih eden dinlemeye de başlamış demektir.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!