önce hayalleri ölür insanın
sonra sevinçleri
ve gece olur
sabah olmaz
taşır bin bir acıyı bu yorgun yüreğim
acılardan daha büyük şeyleri taşır
günleri sıraya sokup ilmek ilmek örerken
sanki bir dünyayı taşır gibi bir inancı taşır
saatler gece yarısı sessizliğinde ilerler
aşkı pervaneden öğren
ey serçe kuşu
yandı pişti mahvoldu
boynun eğdi ve sustu
bir şey demedi
Petrol… 20 yüzyılın en önemli icadı… Hayatın her alanına etki eden vazgeçilmez bir unsur… Kimileri için mutluluğun kaynağı, kimileri içinse mutsuzluğun, umutsuzluğun.
İlk kez Mezopotamyalılar tarafından kullanılan ve fosil bir yakıt olan petrol, kendi tarihi seyri içinde giderek değerli bir hale gelen bir ürün olarak modern zamanlarda da insanoğlunun vazgeçilmezlerinin en başına oturan ve aynı zamanda ona sahip olanları diğerlerine göre birkaç adım öne çıkartan stratejik bir ürün… Petrol… Eski bir hikâye…
Petrolün kontrol edilebilmesi demek aynı zamanda Dünya’nın da kontrol edilebilmesi demek anlamına geliyor. Günümüzün savaşları da zaten bu kıymetli ürünün kontrolünü ele geçirmek amacıyla yapılmıyor mu?
Kadınları ayıran plaj istemiyorlarmış. Çıkmışlar protesto ediyorlar. Bunu da yaparken demokratik haklarını kullanmış oluyorlar.
İyi kullanın bir diyeceğimiz yok. Ama bu ülkede demokratlık sadece sizin tekelinizde mi? Birileri de çıkıp biz karışık plaj istemiyoruz derse ne olur?
Mademki sen kendin için bir şey istiyorsun ve bunu demokratik hak olarak kabul ediyorsun, senin gibi düşünmeyenlerin de aynen senin yaptığını yapmasına niçin karşı çıkıyorsun?
Terk edenler asla kazanamaz. Kazananlar ise asla terk etmemiş olanlardan çıkmıştır. Bir şartla ki hedef mutlaka önceden belirlenmiş olmalıdır.
Gerekli olan planlamalar yerli yerince yapılmalı, hiçbir şey eksik bırakılmamalı ve hedefe tam anlamıyla odaklanılmalıdır. Çünkü bir hedefe odaklananlar karşılarına çıkabilecek olumsuzluklar ve sorunlar karşısında hemen duraksamaz ve kolay şaşırmazlar.
Zaten ortaya çıkabilecek olumsuzluklara karşı hazırlıklıdırlar ve hiç yüksünmeden, zorluklar karşısında yılmadan, boyun da eğmeden uğrayabilecekleri düş kırıklıklarına rağmen hiçbir şeye fazlaca kafayı takmadan yollarına devam ederler.
Son yıllarda bir diyet modasıdır alıp başını gidiyor. Bir şey popüler olmaya başlamışsa eşyanın tabiatı gereği onun çevresinde de hemen bir endüstri oluşur. Beslenme uzmanları bir tarafta, zayıflatma uzmanları diğer tarafta al takke ver külâh milleti sözüm ona aydınlatır ve bu hengâmeden hem kendilerine hem de konunun diğer bileşenlerine pay çıkarmanın yolunu bulmaları konusunda çaba sarf eder dururlar.
Kimileri beslenme reçeteleri verir, kimileri zayıflama reçeteleri. Bazıları da Alternatif Tıbbın faydalarından dem vurarak ilgilenenleri aktarlara ve benzeri alternatiflere yönlendirirler. Aslında işin bu yanı iyi de oluyor. Piyasa hareketleniyor, alış veriş yapılıyor, bu işlerle ilgilenen esnaflarımıza iş çıkıyor. Ama öte yandan bu beslenme ve zayıflama reçeteleri ve bunlara bağlı olarak piyasaya sürülen bazı ilaç ve yan ürünlerinin faydalı olup olmadığı tartışması da alıp başını gidiyor.
Bir insanın sağlığını koruması çok mu zordur acaba? Eski zamanlara oranla sağlıklı yaşamak giderek zorlaşıyor olmasına rağmen bu konuda hâlâ umutlu olmak için pek çok sebep var. Yeter ki bu sebepler öne çıkartılıp uygulama imkânına kavuşturulabilsin.
441- Kahkahalar bir bakıma saklamak zorunda olduğumuz kederlerimizin dışa yansımasıdır.
442- İnsan ne yazık ki kendini nefsine kurban etmeyi seçti.
443- Bir söz verilmişse o söz mutlaka yerine getirilmelidir. Aksi halde sözün sahibine duyulan güven yıkılır.
Sayın başbakan Türkmenlerin organize etmiş olduğu bir toplantıda kürsüye boynunda bir fularla çıktı. Kırmızı, sarı, beyaz, yeşil, mor renkleri içinde barındıran rengârenk bir fular… Göze çok hoş görünen ve Anadolu insanının o cıvıl cıvıl canlı ve dinamik halini anlatan bir renk armonisi…
Türk renkleri diye geçti aklımdan ama sonra bu düşünceye anında itiraz ettim.
Bu toprakların insanının halılarla, kilimlerle ve daha başka pek çok el işi ürünle kendisini ifade etmeye çalışırken kullandığı bu renkler sadece Türk renkleri olabilir miydi?
Geçmişi hatırlamak insanda kimi zaman gülümsemelere kimi zaman da hüzünlenmelere sebep oluyor. Bazı hatıralarda ise her ikisi...
Şimdiki gençler bilmez tabi ama bizim çocukluğumuzun en gözde eğlencelerinden biriydi radyo; İstanbul ve Ankara'dan yayın yapan.
Hatırladığım kadarıyla öyle çok zengin bir program menüsü yoktu bu iki radyo istasyonunun da.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!