Satranç oynayanlar bilirler ki bu oyun düz bir mantıkla oynanamaz. Oynansa da başarılı olunamaz. Satrançta her hamle, sayısı belli olmayan milyonlarca ihtimali içinde saklar. Bu ihtimallerden en iyisini bulup çıkartmak oyunu oynayanın ustalığı ölçüsündedir.
Uluslararası ilişkiler de aslında tıpkı bir satranç oyunu gibidir. Çok yönlüdür ama satrançtan farklı olarak çok oyunculudur ve her hangi bir kurala da tabi değildir.
Öte yandan satrançta olduğu gibi uluslararası oyun tahtasında da her oyuncu karşı taraftakilerin hamlelerini iyi takip eder, yerinde ve zamanında kendi ustalığı ölçüsünde düzgün hamlelerle kendisine avantaj sağlayarak rakiplerinin avantajlarını ortadan kaldırma beceri ve başarısı göstermek için çaba sarf eder.
İnsan hayatının her anında hep bir şeylerin özlemi içindedir. Bu özlem duygusu kimi zaman bir sevgiliye, kimi zaman bir mevhuma, eş, dost, akrabaya, anaya, babaya, evlada vs. yönelir.
Ama aslında insan tüm bunların ötesinde çok başka bir şeyin özlemi içindedir.
Ve bu özlediğine ulaşamamış olmanın verdiği hüzünle daha kolay ulaşabileceğini düşündüğü şeylerle kendisini avutur.
hava soğuk hava sisli
akşamdan kalmış gibi gün
çiğ düşmüş yaprakların üstüne
oysa toprak hayat kokuyor
salkım saçak begonvil yıldız yıldız papatya
bu bendeki karamsarlık da niye
Geçmişi hatırlamak insanda kimi zaman gülümsemelere kimi zaman da hüzünlenmelere sebep oluyor. Bazı hatıralarda ise her ikisi...
Şimdiki gençler bilmez tabi ama bizim çocukluğumuzun en gözde eğlencelerinden biriydi radyo; İstanbul ve Ankara'dan yayın yapan.
Hatırladığım kadarıyla öyle çok zengin bir program menüsü yoktu bu iki radyo istasyonunun da.
Öteden beri İsviçre bankalarının gizli hesaplarından söz edilip durulur. Dünyanın pek çok ülkesinden bazı insanların gayri meşru işlerden elde etmiş oldukları gelirleri, servetleri bu bankalardaki gizli hesaplarda tuttukları söylenir.
Bu gibi bankalar sadece İsviçre'de yok tabi ki. Başka bazı ülkelerin bankaları da bu gizli hesaplara sahipler. Gelirlerinin önemli bir bölümünü bu gizli hesaplardan sağlıyorlar. Verilen hizmetin karşılığı... Alan da memnun, satan da...
“Bizim ülkemizden kimlerin bu bankalarda gizli hesapları vardır acaba?” Gibi bir soru sormanın âlemi yok. Kimin varsa var. Bu gizli hesaplar adından da belli, gizli... Niçin gizli oldukları da sır değil.
önce hayalleri ölür insanın
sonra sevinçleri
ve gece olur
sabah olmaz
taşır bin bir acıyı bu yorgun yüreğim
acılardan daha büyük şeyleri taşır
günleri sıraya sokup ilmek ilmek örerken
sanki bir dünyayı taşır gibi bir inancı taşır
saatler gece yarısı sessizliğinde ilerler
aşkı pervaneden öğren
ey serçe kuşu
yandı pişti mahvoldu
boynun eğdi ve sustu
bir şey demedi
Petrol… 20 yüzyılın en önemli icadı… Hayatın her alanına etki eden vazgeçilmez bir unsur… Kimileri için mutluluğun kaynağı, kimileri içinse mutsuzluğun, umutsuzluğun.
İlk kez Mezopotamyalılar tarafından kullanılan ve fosil bir yakıt olan petrol, kendi tarihi seyri içinde giderek değerli bir hale gelen bir ürün olarak modern zamanlarda da insanoğlunun vazgeçilmezlerinin en başına oturan ve aynı zamanda ona sahip olanları diğerlerine göre birkaç adım öne çıkartan stratejik bir ürün… Petrol… Eski bir hikâye…
Petrolün kontrol edilebilmesi demek aynı zamanda Dünya’nın da kontrol edilebilmesi demek anlamına geliyor. Günümüzün savaşları da zaten bu kıymetli ürünün kontrolünü ele geçirmek amacıyla yapılmıyor mu?
Kadınları ayıran plaj istemiyorlarmış. Çıkmışlar protesto ediyorlar. Bunu da yaparken demokratik haklarını kullanmış oluyorlar.
İyi kullanın bir diyeceğimiz yok. Ama bu ülkede demokratlık sadece sizin tekelinizde mi? Birileri de çıkıp biz karışık plaj istemiyoruz derse ne olur?
Mademki sen kendin için bir şey istiyorsun ve bunu demokratik hak olarak kabul ediyorsun, senin gibi düşünmeyenlerin de aynen senin yaptığını yapmasına niçin karşı çıkıyorsun?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!