1138 yılında Bugünkü Irak topraklarında bulunan Tikrit şehrinde dünyaya gelen Selahaddin Eyyübi’nin milliyeti değişik kaynaklarda farklı milliyetlerden olarak görülüyorsa da tarihçi İbn Haldun'un ‘Mukaddime’ adlı eserinde belirttiğine göre ataları Yemen'in Himyeri vilayeti eşrafından Hezbâniyye Kürtlerinin Ravvadi aşretine mensuptur.
Mısır ve Suriye’de hüküm sürmüş Eyyübi hanedanının kurucusu olan Selahaddin Eyyübi’nin babası Necmeddin Eyyub Selçuklu emiri İmadeddin Zengi’nin hizmetinde görevli bir üst memurdu. Babasının üst düzey yönetici olması sebebiyle Selahaddin iyi bir eğitim almış olmasına rağmen ayrıcalıklı bir çocukluk geçirmedi. Askeri eğitimden ziyade dini derslere meraklıydı.
Sanatla ve ilimle uğraşmayı severdi. Selahaddin'in biyografisini yazan al-Wahrani onun Öklid Geometrisi, Astronomi, Matematik ve Aritmetik, Mantık, felsefe, sosyoloji, fıkıh (İslam hukuku) ve tarih konularında uzman olduğun belirtir. Şam'daki Dar'ul-Hadis'den (Hadis Üniversitesi) mezun oldu.
ALLAH’IM ÜMMETİN SUSKUNLUĞUNU SANA ŞİKÂYET EDİYORUM.
Seyyid Kutub… Çağdaş İslami hareketlerin üzerinde büyük etkisi olan Mısırlı İslam âlimi ve eylem adamı, müfessir… Modern dönemde Müslüman coğrafyasında İslami uyanışın en önemli düşünürlerinden birisidir. Onu diğer Müslüman düşünürlerinden ayıran en önemli yanıysa bir düşünür olduğu kadar bir eylem adamı da olmasıdır.
Laik modern siyasi yapıların dünyayı kuşattığı bir dönemde Müslümanların sorunları ve temel İslami meseleler hakkında İslami bir bakış açısı ve metodu geliştirmeye çalışmıştır. Onun düşünce yapısı iddia edildiği gibi modern döneme has bir tepki ifadesi olmayıp aynı zamanda İslami birikimin bir yansıması olarak da anlaşılmalıdır.
Seyyid Kutub düşünceleri ve mücadelesiyle yalnız yaşadığı Mısır'ı değil, bütün İslam coğrafyasını etkileyen ender kişilerden biri olmuştur. Bugün bile fikirleri bakımından İslam dünyası içinde büyük bir yere sahiptir.
Geçmişi hatırlamak insanda kimi zaman gülümsemelere kimi zaman da hüzünlenmelere sebep oluyor. Bazı hatıralarda ise her ikisi...
Şimdiki gençler bilmez tabi ama bizim çocukluğumuzun en gözde eğlencelerinden biriydi radyo; İstanbul ve Ankara'dan yayın yapan.
Hatırladığım kadarıyla öyle çok zengin bir program menüsü yoktu bu iki radyo istasyonunun da.
441- Kahkahalar bir bakıma saklamak zorunda olduğumuz kederlerimizin dışa yansımasıdır.
442- İnsan ne yazık ki kendini nefsine kurban etmeyi seçti.
443- Bir söz verilmişse o söz mutlaka yerine getirilmelidir. Aksi halde sözün sahibine duyulan güven yıkılır.
Sayın başbakan Türkmenlerin organize etmiş olduğu bir toplantıda kürsüye boynunda bir fularla çıktı. Kırmızı, sarı, beyaz, yeşil, mor renkleri içinde barındıran rengârenk bir fular… Göze çok hoş görünen ve Anadolu insanının o cıvıl cıvıl canlı ve dinamik halini anlatan bir renk armonisi…
Türk renkleri diye geçti aklımdan ama sonra bu düşünceye anında itiraz ettim.
Bu toprakların insanının halılarla, kilimlerle ve daha başka pek çok el işi ürünle kendisini ifade etmeye çalışırken kullandığı bu renkler sadece Türk renkleri olabilir miydi?
Son yıllarda bir diyet modasıdır alıp başını gidiyor. Bir şey popüler olmaya başlamışsa eşyanın tabiatı gereği onun çevresinde de hemen bir endüstri oluşur. Beslenme uzmanları bir tarafta, zayıflatma uzmanları diğer tarafta al takke ver külâh milleti sözüm ona aydınlatır ve bu hengâmeden hem kendilerine hem de konunun diğer bileşenlerine pay çıkarmanın yolunu bulmaları konusunda çaba sarf eder dururlar.
Kimileri beslenme reçeteleri verir, kimileri zayıflama reçeteleri. Bazıları da Alternatif Tıbbın faydalarından dem vurarak ilgilenenleri aktarlara ve benzeri alternatiflere yönlendirirler. Aslında işin bu yanı iyi de oluyor. Piyasa hareketleniyor, alış veriş yapılıyor, bu işlerle ilgilenen esnaflarımıza iş çıkıyor. Ama öte yandan bu beslenme ve zayıflama reçeteleri ve bunlara bağlı olarak piyasaya sürülen bazı ilaç ve yan ürünlerinin faydalı olup olmadığı tartışması da alıp başını gidiyor.
Bir insanın sağlığını koruması çok mu zordur acaba? Eski zamanlara oranla sağlıklı yaşamak giderek zorlaşıyor olmasına rağmen bu konuda hâlâ umutlu olmak için pek çok sebep var. Yeter ki bu sebepler öne çıkartılıp uygulama imkânına kavuşturulabilsin.
Şam düştü mücahitler Şam'da kontrolü ele almaya başladı.
Suriye'yi özgürleştiren Suriyeliler için şimdi birliklerini sağlama alma zamanıdır.
İhtilafa düşmeden, Suriye'yi toprak bütünlüğüne zarar vermeden yeniden inşa etmeliler.
akşam olur gün batar
suya iner martılar
derken güneş salkım saçak beklemede
bulutlar kaybolur gözden
yıldızlar görünmeye başlar yeniden
ay sıraya girmiş sabırsız
Şefaat ya Resul - Allah! Sen bize şahitlik etmezsen o zor günde bizim yüzümüze kim bakar? Rabbimiz senin şefaatinle bize nazar edecek. O gün, tüm yaratılmışların herc-ü merc olduğu o korkutucu gün, sen bize sahip çıkmazsan ne olur bizim halimiz?
Ey Rabbimin (c.c.) habibi sevgili peygamberim, sen ümmetini zaten yalnız bırakmayacağını bize söylemiştin. İşte biz şimdi bu umudu yüreğimizde ve beynimizde büyüte büyüte sana ve Rabbimize kavuşacağımız o günden ümitliyiz. Rabbimizin izniyle bizi yalnız bırakmayacağını biliyoruz.
Ey Allah’ın en sevgili kulu; kul Peygamber (essalât-u vesselam) bu dünyayı şereflendirdiğin gün bizim en güzel günümüzdür. Bir güneş gibi doğdun karanlık bir cehaletin hâkim olduğu bu yaşlı ve günahkâr dünyanın üzerine. Senin gelişinle umutsuzluğumuz umuda, üzüntülerimiz sevince döndü. Selamların en güzeliyle sesleniyoruz sana Esselamualeykûm ya Resul - Allah… Şeref verdin, hoş geldin!




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!