Adını yapıldığı yerden alan Akabe biatı, ( Akabe beyatları, Akabe sözleşmesi) Efendimiz aleyhisselâtu vesselâm ile Medineli bir topluluk arasında yapılmış sözleşmenin adıdır.
Kendisine Cenabı Hakk tarafından peygamberlik görevi verilmesinden sonra Resûlullah aleyhisselâm Mekkelilere olduğu gibi hac mevsiminde Mekke’ye gelen çeşitli bölgelerin insanlarını da İslam dinine davet ediyordu.
Bi’setin* 12 yılında hac yapmak için Mekke’ye gelen Medineli Hazrec kabilesine mensup 6 kişi Efendimiz aleyhisselâm ile Akabe denilen yerde buluşmuş ve burada İslam’la şereflenip her türlü hayırlı işinde Hz. Peygambere destek olmaya, ona muhalefet etmeyeceklerine ve asla şirk koşmayacaklarına dair söz vermiş ve gelecek yıl da aynı yerde buluşmayı kararlaştırmışlardı.
Efendimiz aleyhisselâtu vesselâm ile Mekkeli Müşriklerle Hicretin 6. yılında Hudeybiye’de yapılan barış anlaşmasına göre Arap kabileleri iki taftan istedikleri birini seçip onun himayesine girmekte serbest oluyorlardı. Buna göre, Huzâa Kabilesi Müslümanların, Beni Bekir Kabilesi de Mekkelilerin himayesine girmişlerdi.
Yapılan bu anlaşmanın süresi 10 yıldı ama daha ikinci yılında; Hicretin 8. yılı Şaban ayında Beni Bekir Kabilesi’nden bir kısım insanın Mekkeli müşriklerin de yardım ve destekleriyle öteden beri düşmanlık güttükleri peygamberimiz aleyhisselâmın himayesindeki Huzâa kabilesine bir gece vakti ani bir baskın vererek bu kabileden 23 kişiyi öldürdüler.
Bunun üzerine Huzâalılar 40 kişilik bir heyetle Medine’ye gelip Efendimiz aleyhisselâma düşürüldükleri bu durumu arz edip onun yardımını istediler. Katliama çok üzülen Peygamberimiz efendimiz Huzâalılara yardım edeceğini söyleyerek Mekke’ye hemen bir elçi gönderip öldürülen Müslümanların ya diyetlerinin ödenmesini, ya da Beni Bekir Kabilesi’ni himaye etmekten vazgeçmelerini istedi. Aksi takdirde yapılan anlaşmanın bozulmuş sayılacağını bildirdi.
Türk milletinin kaderinin yeniden yazıldığı Çanakkale Savaşları, birçok kahramanlık hikayesi barındırıyor. 100 yıl sonra Çanakkale Zaferi'ne ait mektuplar, anılar... Savaşın hangi şartlarla kazanıldığını, Mehmetçiğin kahramanlıklarını anlatan belgeler... Bunlardan biri de Asteğmen Mehmet Muzaffer'in kamyon lastiği almak için Yahudi tüccara verdiği sahte para.
Mehmet Muzaffer'in çini mürekkep ve boya ile bir gecede hazırladığı yüzlük kaime, bugün Kriminal Polis Laboratuvarı Daire Başkanlığındaki özel kasada özenle muhafaza ediliyor.
Asteğmen Mehmet Muzaffer, diğer cephelere asker ve malzeme sevkinde kullanılan araçların lastik ihtiyacı temin için karargah tarafından İstanbul'a gönderilir.
Satranç oynayanlar bilirler ki bu oyun düz bir mantıkla oynanamaz. Oynansa da başarılı olunamaz. Satrançta her hamle, sayısı belli olmayan milyonlarca ihtimali içinde saklar. Bu ihtimallerden en iyisini bulup çıkartmak oyunu oynayanın ustalığı ölçüsündedir.
Uluslararası ilişkiler de aslında tıpkı bir satranç oyunu gibidir. Çok yönlüdür ama satrançtan farklı olarak çok oyunculudur ve her hangi bir kurala da tabi değildir.
Öte yandan satrançta olduğu gibi uluslararası oyun tahtasında da her oyuncu karşı taraftakilerin hamlelerini iyi takip eder, yerinde ve zamanında kendi ustalığı ölçüsünde düzgün hamlelerle kendisine avantaj sağlayarak rakiplerinin avantajlarını ortadan kaldırma beceri ve başarısı göstermek için çaba sarf eder.
İnsan hayatının her anında hep bir şeylerin özlemi içindedir. Bu özlem duygusu kimi zaman bir sevgiliye, kimi zaman bir mevhuma, eş, dost, akrabaya, anaya, babaya, evlada vs. yönelir.
Ama aslında insan tüm bunların ötesinde çok başka bir şeyin özlemi içindedir.
Ve bu özlediğine ulaşamamış olmanın verdiği hüzünle daha kolay ulaşabileceğini düşündüğü şeylerle kendisini avutur.
hava soğuk hava sisli
akşamdan kalmış gibi gün
çiğ düşmüş yaprakların üstüne
oysa toprak hayat kokuyor
salkım saçak begonvil yıldız yıldız papatya
bu bendeki karamsarlık da niye
Geçmişi hatırlamak insanda kimi zaman gülümsemelere kimi zaman da hüzünlenmelere sebep oluyor. Bazı hatıralarda ise her ikisi...
Şimdiki gençler bilmez tabi ama bizim çocukluğumuzun en gözde eğlencelerinden biriydi radyo; İstanbul ve Ankara'dan yayın yapan.
Hatırladığım kadarıyla öyle çok zengin bir program menüsü yoktu bu iki radyo istasyonunun da.
Öteden beri İsviçre bankalarının gizli hesaplarından söz edilip durulur. Dünyanın pek çok ülkesinden bazı insanların gayri meşru işlerden elde etmiş oldukları gelirleri, servetleri bu bankalardaki gizli hesaplarda tuttukları söylenir.
Bu gibi bankalar sadece İsviçre'de yok tabi ki. Başka bazı ülkelerin bankaları da bu gizli hesaplara sahipler. Gelirlerinin önemli bir bölümünü bu gizli hesaplardan sağlıyorlar. Verilen hizmetin karşılığı... Alan da memnun, satan da...
“Bizim ülkemizden kimlerin bu bankalarda gizli hesapları vardır acaba?” Gibi bir soru sormanın âlemi yok. Kimin varsa var. Bu gizli hesaplar adından da belli, gizli... Niçin gizli oldukları da sır değil.
önce hayalleri ölür insanın
sonra sevinçleri
ve gece olur
sabah olmaz
taşır bin bir acıyı bu yorgun yüreğim
acılardan daha büyük şeyleri taşır
günleri sıraya sokup ilmek ilmek örerken
sanki bir dünyayı taşır gibi bir inancı taşır
saatler gece yarısı sessizliğinde ilerler




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!