Bir şey söyle, sözün olsun.
Belki de söylediğinle güne not düşmüş olursun.
Söylediğin, doğruyu işaret ediyorsa eğer, insanlara yol gösterir ışık tutarsın.
Savunma ihtiyacı bir iddia karşısında ortaya çıkar.
Ama iddianın da savunmayı gerektirecek bir ciddiyeti olması ve bir takım delillere dayaması gerekir ki değeri olsun.
Öte yandan hiç bir ciddiyeti olmayan ve laf olsun diye ortaya atılmış olan bir iddia karşısında savunma yapmaya kalkışmaksa ciddiyetsizliğe prim tanımaktır.
Sözlükte 'keder, üzüntü' anlamına gelen hüzün, bir ahlâk terimi olarak, insanın maddi veya manevi kayıp ve eksikliklerinden duyduğu üzüntü ve kederi ifade etmekte kullanılmaktadır.
Sufiler ise hüznü daha çok ahiret kaygısı veya hayırlı bir işi başaramamaktan duyulan üzüntü için kullanır ve ona olumlu bir anlam yüklerler.
Hüzne olumlu anlam yüklemek aslında insanı hayat karşısında güçlü kılar ve zorluklara karşı direncini arttırmasına yardımcı olur.
İrticanın kelime anlamı gericiliktir. Gericilik de giyim kuşamla değil kişinin beyinsel algılamasıyla ilgili bir durumdur.
Demokrasinin en önemli kuralı ve hatta ilkesi yaşadıkları toplumda senin gibi düşünmeyenlerin de düşünceleri ve inançları doğrultusunda hayatlarını sürdürmelerine karşı saygılı olmaktır.
Bireyin bu hakkını kullanmasına engel olmak!
İnsanın kendisini zamanın akışına bırakması kayboluşu, yok oluşu demektir.
Tıpkı bir kibrit çöpünün okyanusta nereye gideceğini bilemeden dalgaların sürüklemesiyle hedefsiz, dümensiz bir o yana, bir bu yana savrularak sonunda kaybolup gitmesi gibi.
Zaman denen mevhumun akıp gidişine direnmek mümkün değildir evet, ona yön vermek de öyle.
Kendileri için hiçbir beklenti içinde olmadan sadece hizmet için yola çıkmış olanlar genellikle hep kurban olarak verilmişlerdir.
Onları kurban edenlerse her zaman davayı kendi çıkarları doğrultusunda kullananlardır.
Bilinmelidir ki nerede davaları uğruna kurban edilmişler varsa, orada bu kurbanlar üzerinden ikbal devşirenler de mutlaka vardır.
Zaman aslında her an bir alt üst oluş içindedir.
Bir hengâme, bir toz duman karmaşasıyla peşine sürükledikleriyle birlikte nereye ve neden gittiğini gayet iyi bilerek savrulur, akar gider.
Bu savruluş içinde kişinin seçmiş olduğu kılavuzun onu götüreceği yönü kabulleniyor olması, onun iradesini belirleyip tanımlıyor,
Hayat bir oyuna benzer. Her oyun gibi kuralları vardır ve belli bir süreyle sınırlıdır.
Bu süre içinde kişi, oynadığı oyunu ne şekilde, kimlerle ve niçin oynadığına bağlı olarak ahiret hayatında gerçek yerini bulur.
Dolayısıyla vakit varken her anın değerinin gerektiği gibi bilinmesi, boşuna yaşanmaması gerekir ki Rıza-i İlahiye muhalefet edilmiş olunmasın.
İnsan sevgiye yüreğini açtığını söylüyorsa eğer, onun aynı zamanda merhameti de oraya koyması gerekir.
Merhamet yoksa sevgiden ne kadar söz edilirse edilsin hepsi lafta kalır.
Bir gün sevdiğimize duyduğumuz sevgi azalabilir ve hatta bitebilir de.
Alkol gibi her günah sarhoş etseydi, nasıl ayakta duracaktınız?"
Elbette günahı savunmak değildir bu cümleyle anlatılmak istenen. Alkol haramdır evet, kullanan kişi Allah'ın yasaklamış olduğu bir şeyi yaptığı için günah işlemiş olur. Ama diğer yasaklar daha mı az günahtır?
"Az günahı az sanma kime karşı ona bak." denmiştir.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!