her mevsim güzeldir
bahar hepsinden güzel
üşüyen yüreklere sıcacık umuttur bahar
güneş bir görünür bir kaybolur
o görünür ben ısınırım
o kaybolur buz gibiyim soğurum
ve bulutlar çöker üstüme
umutlarımı söndürür
200 tonluk bir balina neyle ve nasıl doyar? Bir de bunlardan binlerce ve belki de on binlerce olduğunu düşünürsek ortaya çıkan durumu nasıl izah etmeli acaba?
Ve üstelik bu koca gövdeli canlının temel besin kaynağı kabuklu küçük bir hayvan olan bir tür karidesse. Bir gün içinde sadece bir tanesi kırk milyon adet yiyebiliyor bu karideslerden.
*- Hayatın en göz önünde bulunan faktörlerinden birisidir yarışmak. Her canlı, daha doğduğu andan itibaren kendisini bir tür yarışın içinde bulduğu için istese de istemese de kendi isteği dışında girmiş olduğu bu yarışmayı kabullenmek durumundadır. Aksi takdirde hayata tutunabilmesi, hayatın içinde bir yer edinebilmesi çok zor olur. Çünkü bu zorunlu rekabeti reddeden canlı başkalarına muhtaç hale gelir ve giderek zamanla asalaklaşarak yaşamını diğer canlıların merhametine bırakmış olur ki bu durum o canlının hayatını yaşanmaz bir hale sokar.
*- Nasıl ki her canlı varlığını sürdürebilmek için hayatı süresince kendi cinsleriyle bir rekabet içine girmek zorundaysa, insan da kendisini bu zorunluluktan muaf tutamaz. Mademki yarışmak zorundadır. Öyleyse kimlerle, nasıl ve hangi şartlarda yarışacak, buna kendisi karar vermeli başkalarının yönlendirmesine kendisini kaptırmamalıdır.
*- Her yarış kendi kuralları içinde yapılır. Rekabetin adil ve hakça yapılabilmesi için bu kurallar gereklidir. Aksi takdirde bir yarışmadan söz etmek mümkün olmaz. Çünkü kurallar görece daha az şansı olana adalet duygusu, kazanma umudu ve motivasyon sağlar.
Kadın merdivenlerden kayarak düşmüş ve bebeğini kaybetmiştir. Çok üzgündür, o kadar ki hayata küsmüş çevresine olan ilgisini tümden kaybetmiştir.
Bu sarsıntıdan kurtulabilmek için ailesinden herkes üzerine titremektedir. Bir an evvel kendisini toparlamalı eski hayatına geri dönmelidir.
Bir gece uyku tutmamış evlerinin bahçesine çıkıp orada bulunan banka oturup milyarlarca yıldızın pırıl pırıl aydınlattığı harika boğaz manzarasını seyretmeye başlamıştır.
hava soğuktu
yağmur yağıyordu
üşümüştüm
ıslanmıştım
acıkmıştım
sen yoktun
Ey âlemlere rahmet olan Allah'ım sen her şeyi görensin, her şeyi bilensin.
Yarattığın her şeyi bir hikmet üzre yaratırsın.
Biz sadece zannederiz, Sen bilirsin.
Sen Kadiri Mutlak tek bir Allah'sın.
Bu ülke senin düşmanlarının karşısında ayakta kalan son ülkedir.
Koru bizi, muhafaza eyle.
Efendim ünlü bir darb-ı meseledir. Denir ki "aptal eşeği yol kocatır.”
Eskiden, hani şu 'teknoloji' dedikleri şeyin ülkemizde pek bilinmediği zamanlarda bir yerden bir yere yeni yol açılacağı zaman bir eşeğin yularını salarlar ardından giderek yeni yolu çizerlermiş.
Ben anlatanın yalancısıyım. Eşek serbest bırakıldığında gideceği yönde en kısa yolu bulur o yoldan menziline varırmış.
Sabah namazını kıldı. Kalktı mutfağa gitti. Buzdolabını açtı, bakındı. Ona buna dokundu. Birini tutup aldı. Sonra vazgeçti.
Şimdi sabah sabah, hanımının her fırsat bulduğunda "hem 'belim ağrıyor yol yürüyemiyorum, biraz kilo vermeliyim' diyorsun hem de durmadan yiyorsun." sözüne bilmem kaçıncı kere muhatap olmanın âlemi yoktu.
Elindekini bıraktı. Dolabın kapısını kapattı ve tam kapıya yönelmişti ki masadaki meyve tabağında elmaların içinde armutu gördü.
*- İçeride dışarıda cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'a karşı olanların asıl dertleri, 10 yıllardır avuçları içine alıp diledikleri gibi yönlendirdikleri, sömürdükleri ülkemizi son 16 yılda artık yönlendirip sömüremez olmalarıdır. Bu yüzden her yenilgilerinde giderek daha da saldırganlaşıyorlar.
Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a karşı olanların asıl dertleri, ülkedeki enflasyon sayesinde ellerindeki parayı yüksek faiz gelirlerine yönlendirip yan gelip yatarak çalışmadan, üretmeden ceplerini doldurma imkânlarının ellerinden alınmasıdır. Bu yüzden ona giderek daha da büyük bir kin duyuyorlar.
*- Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a karşı olanların asıl dertleri, her bireyin artık kendi düşüncesini, yaşam biçimini, dini yönelimlerini, hiç kimsenin tasarrufu ve tasallutuna bırakmadan kendi özgür iradesiyle dillendirebiliyor olmanın kendi üzerlerinde bırakmış olduğu “artık yönetemiyor olmak” duygusunun üzerlerinde bırakmış olduğu ağırlığı kaldıramıyor olmalarıdır. Onlara göre düşmüş oldukları bu durumun sorumlusu Sayın Cumhurbaşkanıdır. Bu yüzden Sayın Başkana karşıdırlar.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!