Recep Akıl Şiirleri - Şair Recep Akıl

Recep Akıl

Küçük kız, hüzünlü bir yabancıya gülümsedi. Bu gülümseme adamın kendisini daha iyi hissetmesine sebep oldu. Bu hava içinde yakın zamanda kendisine yardım eden bir dosta teşekkür etmediğini hatırlayarak ona bir not yazdı ve yolladı.


Arkadaşı bu teşekkürden o kadar keyiflendi ki, her öğle yemek yediği lokantada garson kıza yüklü bir bahşiş bıraktı. Garson kız, ilk kez aldığı bu bahşişin bir kısmını akşam eve giderken her zaman köşe başında oturan fakir adamın şapkasına bıraktı.


Devamını Oku
Recep Akıl


Günün son dersinin sonuna gelinmişti. Öğrenciler çıkmak için sabırsızlanıyordu. Defter ve kitaplarını çantalarına koydular. Zil çalar çalmaz, dışarı çıkmak için hazırdılar.

Yalnız, Ali gecikmek için elinden geleni yapıyordu. Ağır ağır eşyasını topladı. Bir yandan göz ucuyla öğretmenine bakıyor, bir yandan da arkadaşlarının gitmesini bekliyordu.

Öğretmeni, onun bu hâlini fark etti:

Devamını Oku
Recep Akıl

Büyük bir hava alanının bekleme salonunda, genç bir bayan uçağına binmek üzere bekliyordu. Uçağın hareketine saatler olduğu için zaman geçirmek amacıyla bir kitap ve bir paket küçük kurabiye satın aldı. Dinlenmek ve kitabını okumak için VIP salonunda bir koltuğa yerleşti.

Yanındaki koltuğa da kendisinden sonra gelen bir adam oturdu; dergisini açıp okumağa başladı. Genç kadın elindeki kitapla meşguldü. Bir ara uzanıp sehpanın üzerinde duran kutudan bir kurabiye aldı. Adam da bir tane aldı. Bayan çok rahatsız hissetti kendisini ve

- Sinir bir şey! Havamda olsaydım bu cüretinden dolayı onu yumruklardım! Diye düşündü.

Devamını Oku
Recep Akıl

Günlerden bir gün, köylerden birinde, bir adamın eşeği kör kuyulardan birinin içine düşmüş. Niye düşer, nasıl düşer diye sormayın. Eşek bu, düşmüş işte.

Hayvancık saatlerce acı içinde kıvranmış, anırmış, sesini duyurmaya çalışmış. Derken eşeğin sahibi gelmiş kuyunun başına. Bakmış zavallı eşek kuyunun dibinde melül mahzun bakınıyor. Üstelik de yaralı.

Bir hal çaresi düşünürken bir koşu gidip köylüleri yardıma çağırmak gelmiş aklına.

Devamını Oku
Recep Akıl

Bir gün cihan padişahı Kanuni Sultan Süleyman Han, Yahya Efendi hazretlerine bir hatt-ı şerif gönderir. Hatt-ı şerifte “Ağabey, sen ilâhî sırlara vakıfsın, bilirsin. Kerem eyle de bize Osmanoğulları’nın akıbetinin ne olacağını haber ver. Nesli kesilip yok mu olacak, olmayacaksa ne âlâ, yok eğer olacaksa, bu hangi sebepten olacak?” diye yazıyordu.

Hatt-ı şerifi okuyan Yahya Efendi eline kalem kâğıt alıp; “Sultanım, neme gerek,” diye yazıp Kanuni’ye gönderdi.

Kanuni, Yahya Efendiden gelen mektubu okuduğunda hayretler içinde kaldı. Gelen cevaptan bir şey anlamamıştı. Derhal bir kayık hazırlanmasını emretti ve bu bilmece sözün manasını anlamak için Yahya Efendi’nin dergâhına geldi.

Devamını Oku
Recep Akıl

Afrika’da çalışan bir antropolog yerli bir kabilenin çocuklarına bir oyun oynamayı önerir. Ağacın altına koymuş olduğu meyvelere ilk ulaşan çocuk meyveleri yiyecektir.

Antropoloğun işaret vermesiyle birlikte çocuklar el ele tutuşup hep birlikte ağaca doğru koşmaya başlarlar ve hep birlikte meyvelere ulaşıp oturur yine hep birlikte meyveleri yerler.

Antropolog şaşkındır. Çocuklara niçin böyle bir şey yaptıklarını sorduğunda aldığı cevap dersliktir.

Devamını Oku
Recep Akıl

Ebû'l-Haseni'l-Harkânî (k.s) hazretleri şöyle anlatır:

İki kardeş vardı. Bu iki kardeşin hizmete muhtaç bir anneleri vardı.

Her gece kardeşlerden biri annenin hizmeti ile meşgul olur, diğeri Allah Teâlâ'ya ibadet ederdi.

Devamını Oku
Recep Akıl


Million Taşı, İstanbul’un Eminönü semtinde Sultanahmet - Ayasofya Meydanı'nda Divan Yolu’nun başlangıcındaki su terazisinin yanında küçük bir taşın ismidir.

Artık yıkılmış olan büyük bir anıtın köşe kısmını oluşturan Million Taşı günümüzde hâlâ ayakta duruyor olmasına rağmen bulunduğu yerde çevresinin açık olmaması sebebiyle fazla dikkat çekememekte ve neredeyse kaybolmuş bir haldedir.

Zamanında taşın bulunduğu anıtta Konstantinopolis'in imparatorluktaki önemli kentlere olan uzaklığının yazılı olduğu bir blok bulunmaktaymış. Bizanslılar, bütün ülkelerin uzaklıklarını bu taşa göre ölçerlermiş.

Devamını Oku
Recep Akıl

anadolu anadolu güzel ülkem mağrur ülkem
anadolu anadolu ana kucağı gibi ülkem
anadolu anadolu her garibe vatan ülkem
anadolu anadolu canım sana feda ülkem

Devamını Oku
Recep Akıl

Efendim ünlü bir darb-ı meseledir. Denir ki "aptal eşeği yol kocatır.”

Eskiden, hani şu 'teknoloji' dedikleri şeyin ülkemizde pek bilinmediği zamanlarda bir yerden bir yere yeni yol açılacağı zaman bir eşeğin yularını salarlar ardından giderek yeni yolu çizerlermiş.

Ben anlatanın yalancısıyım. Eşek serbest bırakıldığında gideceği yönde en kısa yolu bulur o yoldan menziline varırmış.

Devamını Oku