Recep Akıl Şiirleri - Şair Recep Akıl

Recep Akıl

“Hemen yiyip bitirme,” dedi çocuk, bahçe duvarının
üzerinde birlikte oturduğu arkadaşına. “Tadını çıkart biraz.”

Bahçedeki kümesten iki yumurta aşırıp bunları bakkala götürmüşler bakkal da bu yumurtalara karşılık onlara 8 tane finger bisküvi ile 4 tane lokum vermişti.

Her bir lokumu iki bisküvi arasına koyup ezerek bir tür sandviç yapmış yiyorlardı.

Devamını Oku
Recep Akıl

bir çiçek
bir kelebek
bir kalem
bir gömlek
bir lokma da ekmek
başka şey neme gerek

Devamını Oku
Recep Akıl

İnsanın hayatı küçük ölçekler içinde kendisine kusursuzmuş gibi görülebilir. Oysa ölçekler büyüdükçe kusurlar daha net ortaya çıkmaya başlar ve görünür hale gelirler.

İnsanoğlu kusursuz yaratılmış olmasına rağmen kendi yanlışları yüzünden kusurlu hale gelmiş ve bu kusurları vasıtasıyla bir karakter yapısı oluşturarak değer kazanmış ya da kaybetmiştir.

Değer kazanmıştır çünkü kusurlarını kabullenip düzeltmek yolunda adımlar atabilmişse.

Devamını Oku
Recep Akıl


BÜYÜK ZAFER KUT’ÜL AMÂRE KİMİN UMURUNDA

KUT’ÜL AMÂRE TARİH KİTAPLARININ ÜSTÜNDE HİÇ DURMADIĞI AMA OSMANLI ORDUSUNUN İNGİLİZLERİ PERİŞAN ETTİĞİ BİYÜK BİR ZAFERDİR.

Kut'ül Amâre Zaferi, Birinci Dünya Savaşı'nda Osmanlı ordusunun en önemli zaferlerden birisidir. Çanakkale Savaşı'nın gölgesinde kalsa da İngilizlerin prestijini hiç beklemedikleri şekilde sarsmış bir muharebedir.

Devamını Oku
Recep Akıl

Ak Parti'den başka Dünya tarihinde parlamenter sistemle yönetilen her hangi bir ülkede iktidarda olmasına rağmen sürekli oylarını arttıran bir başka parti var mıdır acaba?

Ben bilmiyorum.

Diktatörlüklerle, tek partili sistemlerle, dalavereler çevirerek, yolsuzluk yapılarak iktidarda kalmaktan söz etmiyorum.

Devamını Oku
Recep Akıl


Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Bugünkü sınırlarımızı gönüllü kabul etmiş değiliz." sözü öylesine söylenmiş bir söz değildir.

Bu sözün asıl anlamı "Evet bizim hiç kimsenin toprağında gözümüz yok ama eğer komşularımızdan bazılarının toprak bütünlüğü ortadan kalkar ve bu topraklardaki insanlar kendilerine bir başka devlet ararlarsa ve bu arayışta bizi tercih ederlerse buna da 'hayır' demeyiz," demektir.

Görünen o ki hem Irak hem de Suriye toprak bütünlüğünü koruyamayacak, önünde sonunda bir kaç parçaya bölünecektir.

Devamını Oku
Recep Akıl

İnsanoğlu bu dünyada tek başına değildir. Bir çevreye, bir topluma aittir ve birlikte yaşamaya alışmıştır. Birlikte yaşamak kolay olmamakla birlikte daha iyisi henüz keşfedilmemiş olduğundan insan bu mecburiyeti kabullenmek durumundadır.

Birlikte yaşarken kişinin katlanması gereken zorluklara, sorunlara ve etkilenmesi muhtemel olaylara karşı takınacağı tutum, onun hayatını ya kolaylaştırır ya da zorlaştırır.

Bu tamamen insanın kendisine bağlı bir durumdur. Her iki halde de önüne çıkan problemlerin çözümü konusunda öncelik almak onun hayatına iyi – kötü bir hareketlilik getirir.

Devamını Oku
Recep Akıl

Allah’ın Ayı olarak da bilinen Muharrem Ayı İlahi bereket ve feyzin, Rabbani ihsan ve keremin bollaştığı bir ay olarak bilinir. “Bilinir” kelimesi fazladır. Öyledir.

Elbette ki Allah’ın ayı, yılı, günü olmaz, ancak Allah’ın rahmetine ermenin bir fırsatı olması bakımından Muharrem ayını Hz. Peygamberimiz efendimiz bu şekilde ifade etmiş ve bize öğretmiştir.

Hepimizin bildiği gibi Hicri Yıl’ın ilk ayıdır Muharrem. Bu ayın onuncu günü ‘Aşure Günü’ olarak bilinir ve kutlanır.

Devamını Oku
Recep Akıl

“İyilik eden, iyi davranan iyi ameller işleyen ve yaptığını iyi yapan kimse” anlamına gelen muhsin Kur’an’a göre bir insanın bu niteliği kazanabilmesi için; mümin, Müslüman, muttaki, salih ameller işleyen, hayır ve hasenat sahibi, inancında, özünde, sözünde, ahlâkında, söz, fiil ve davranışlarında dosdoğru, sabırlı ve ihlâslı kişi demektir.

Kur’an’da muhsinler şöyle tanımlanmıştır. “Bunlar hikmetli kitabın ayetleridir. Muhsinler için yol gösterici ve rahmettir. Muhsinler namazlarını dosdoğru kılan, zekâtlarını veren ve ahirete iman eden kimselerdir. Onlar Rableri tarafından gösterilen doğru yol üzerindedirler. Ve onlar kurtuluşa eren kimselerdir.”

Kur’an yorumcuları muhsinleri; iman edip salih amel işleyen, Allah’ın emrettiği şeyleri yapıp yasaklardan kaçınan, iyilikleri yapıp kötülükleri terk eden, zulüm ve haramlardan kaçınan, farzları eda eden, yaptığı her işi ve görevi en iyi yapan kimse olarak yorumlamışlardır.

Devamını Oku
Recep Akıl

İlkokul birinci sınıftan ikiye geçtiğim yılın tatilinin son günleriydi artık. Eylül’ün başları… Bu haylaz haylaz, orada burada sürtmenin ve zaman geçirmenin de son günleri demekti. Okulların açılmasına bir hafta on gün kalmıştı. Hem okulların açılacak olmasından dolayı sevinip heyecanlanıyor, hem de okullar açıldığında bu başıboşluğu bir dahaki tatile kadar bulamayacağım için üzülüyordum. Okula başlamak demek oyunların bitmesi demek değildi, elbette. Derslerimi gerektiği gibi yaptıktan sonra oyun oynamama ne annem, ne de babam karışırdı ama yine de tatildeki gibi olmazdı. Babamdan kaynaklanan bir düzen ve disiplin hakim olurdu hayatımıza okul zamanı. Oysa yaz tatili öyle miydi?

Bir çocuk için özgürlük demek, okulların bitip ders yapma zorunluluğunun ortadan kalkması demek değildir. Bir çocuk için hiçbir büyüğün müdahale etmediği, 'Yat kalk, şöyle yap, böyle yapma, şuraya git, buraya gitme,' diye sınırlar koymadığı, arkadaşlarıyla dilediği gibi oyunlar oynayarak başıboş bir avarelikle her aklına eseni o anda yapması demektir özgürlük. Yaz tatili demek her çocuk gibi benim için de her istediğimi istediğim gibi yapabilmek, bütün hayalperestliğimin inceliklerini sergileyebilmek, okul dönemindeki kısıtlamalardan kurtulmuş olmanın rahatlığıyla her türlü tembelliği yapabilmek demekti.

Zaman zaman çevreye zarar verdiğimiz de olurdu ama bunu bilerek ve isteyerek yapmazdık. Bizim mahallede her evin arkasında büyükçe denilebilecek tarlamsı bahçeler vardı ve buralar yaz kış hep ekili olurdu. Kovalamaca, saklambaç vb. gibi oyunlar oynarken illâ ki bu ekili bahçelere girerdik ve tabi ki bir takım zararlara neden olurduk.Oysa dikkât de ederdik ama yine de zararımız dokunurdu.

Devamını Oku