Bien seni face den dürrtü diye
Zelenski özgür hissetti diye
Amerika göz kırptı Zelenskiye
Avrupa arka çıkıyormuş niye
Olmadı Putin gardaş olmadı
Ateş kırmızı, kan kırmızı
Elma ile nar kırmızı
Tan kırmızı, şal kırmızı
Dudak kırmızı, dil kırmızı
Hiç biri yakmıyor.
Senin aşkın kadar.
Korana
Kalktın da Çinden geldin
Ne depremdin ne de seldin
Sen ne yağmura benzerdin
Ne de soğuğa baş eğdin
Kastın kavurdun bizi Korana
Hayat süprizlerle dolu. Bazen acı bazen tatlı. İçinden geçtiğimiz zaman dilimi bize en acılı, şaşkın, perişan, bilinmezlik günlerini yaşatıyor. Covid 19 korona virüsü doğağayla aramıza izolasyon koydu. Aile yapımız bile farklılaştı herkes kendi odasında kendi evinde mecburen. Çinden yola çıkan Virüs hızla geldi ve tüm dünyayı sardı. bazı yerlerde çk şiddetli ölümler binleri aştı. Sağlık sistemleri çöktü. Avrupada İtalya merkez konumuna geldi. İspanya onu takip etti. Almanya, Fransa,Hollanda,Romanya komşu Yunanistan . Tabii çok uzun sürmedi Amerika İtalyayı da geçti. Kanada hemen yanı başındayerini aldı. Tüm tıp oteriteleri, Dünya sağlık örgütü bir ilaç bir aşı için gece gündüz çalışıyor. En çok da ilaç üzerinde duruyorlar. Çünkü aşı yaklaşık onsekiz ayı gerektiren bir deneyim süreci gerektiriyormuş. Tarihe dönüp baktığımızda nerdeyse her yüz yılda bir salgın hastalıklar milyonlarca insan hayatını çalıp götürmüş, ekonomiler çökmüş, kalanların ruh halleri bozulmuş, kurtulanların bedenlerinde arazlar kalmış. Kurtulanların genelde küçük çocuklar olmuş. Ve o yıllarda bize hikayeler, romanlar, şiirler, aşılar, ilaçlar kalmış. Fakat Korona virüsün bir başka özelliği var. Hem hızla tüm dünyya yayılması hemde türleri içinde en dayanıklı olması ve hiç bir ilaç karşısında yenilmemesi. Yani sil baştan yeni bir ilaç ve aşı gerekiyor. çin birçok yöntemler deneyerek yaklaşık üç ayaı aşkın süre içinde virüsü kontrol altına aldı. Biz şu anda zirveye koşan bir tablo ile karşı karşıyayız. Allah sağlık çalışanlarımıza doktorlarımıza, aşı ve ilaç çalışmaları yapanlara güç kuvvet versin. Okullarımız tatil, bazı kuruluşlar uzaktan çalışma yada dönüşümlü çalışmayı devreye soktu. Ne yazık ki işten çıkmalar aileleri zora sıktı. bazı bölgeler karantina altına alındı. Ama yetmiyor çünkü virüs yıkıma devam ediyor. Gıda fiatları artı. Hijyen en önemli ilaçtı virüse karşı. Bu yüzden marketlere gittiğimizde temizlik rafları bomboş. Bu güne kadar gittiğim yerlerde kolonya göremedim. Allahtan önceden evimde bir şişe kolonyam vardı. Şu anda altın değerinde. Doğa biz öyle acı bir süpriz yaptı ki. Ey insan oğlu sustum sustum ve şimdi bana yaptıklarınızın hıncını alıyorum der gibi.
Sokaklar, caddeler, parklar sahiller bomboş. Kuşlar, köpekler, kediler diğer bütün canlılar özgürce dolaşıyorlar. Belkide kısıtlana özgürlüklerine kavuştular. Tekmelenen köpekler, keyfi dövülen kediler, vurulan kuşlar görmüyoruz televizyonda. Ağaçları, ormanları, denizleri akarsuları hoyrattça harcayan insan oğlu şimdi bir virüsün pençesinde can çekişiyor. Süni savaşlar çıkarıp küçük ülkelerin yada güçsüz ülkelerin Madenlerini petrollerini yutmak için silah üstüne silah üretenler şimdi Kor0na virüse yenik düştüler. aMerika başkanı şu kadar ölümle çıkarsak çok iyi iş başrmış olauruz diyor. Her ülkede manzara aynı. Sokaklarada ölen insanlar. Yorgun düşmüş sağlık çalışanları. korku ile çalışmak zorunda olan insanlar. alınan bütün tedbirlere rağmen virüs yoluna devam ediyor. Sanki ben yapacağım yaparım siz uğraşın der gibi.
Kimse ne olacağını işin sonu nereye varacak bilmiyor. Önce altmış yaş üstü risk altında dedyip yasakkondu. çünkü solunum sistemini etkiliyor zatüre ve akciğerleri bitiriyor. Yaşlılarda zaten solunum, tansiyon , şeker rahatsızlığı ağırlıklı olarak var. Ama genç hatta bebek ölümüde ekranlara yansıyor. hamile ve çocuklarda az etkili oluyor deniyordu. Kocaelinde dün hamile bir kadın öldü. çocuğunu alıp kontrol altına almışlar yaşıyor. diğer taraftan doksan iki yaşında bir yaşlı virüsü yenerken. İtalya da on altı yaşında bir çocuk hayatını kaybetti.
Beslenme diyor uzmanlar bağışıklık sistemi çok önemli diyor temel sebep bu olsa gerek. Çünkü hazır yiyecekler fatfoodlar bizi hemobez hem dayanıksız kıldı. Doğal yiyecekler rafa kaltı çoktan sonuç. Ektiğimizi biçiyoruz en acı biçimde. Antartikda eksileri gösteren termometler Küresel ısınma sonucu artıları gösterir oldu. Doğa kendini temizliyor. Baktı insanoğlu kendine çeki düzen vermiyor. Onca silah füze savaşlarda atılan bombalar, göçler, mülteci kampları. İnsanoğlu sen bunu hak etti. Ama üzlüyorum ben mazlum masum insanlar hayata henüz yeni başlayan çocuklar bu olumsuz tablonun içinde kaldılar. Önceki nesillerin acımasız yıkım ve müsrüflüklerini acı şekide yaşıyorlar. Hava gözlemcileri Oksijen oranı arttı son günledre Azot oranı düştü diyor. Niye? Uçaklar, trenler, arabalar, fabrikalar durudu. en önemlsisi insanlar evlerinde hapis..
Dersini aldınmı insan oğlu, ellerini başının arasına alıp, ben nerede hata yaptım diye düşünüyormusun. Onca silah, füzeler, yatlar, katlar işine yaradı mı? Düşün düşünde ona göre hareket et. İhtiyacından fazla tüketip doğayı kirletme. Yeşil alanları, denizleri, ırmakları temiz tut. Dünya çek up yapıyor. Ömrü olan kalacak ve yaşama devam edecek. yaralar sarılacak ama olanlar unutlmamalı. veba, sıtma, verem, kuş gribi, domuz gribi gibi covid 19 da bir gün kontrol altına alınacak. Doğanın acı şakası aslında insanın acımasız tüketimin cevabıdır unutma.
Bugün 23 Nisan, Ulusal egemenlik ve çocuk bayramı. Türk çocuklarına, Atasının armağanı bu bayram. Kutlu gün, mutlu gün. Yarının büyükleri bugünün küçükleri sevinç ve neşe içinde. Şimdi sokaklarda elleri bayraklı, balonlu, tülü elbiseli, başları taçlı kız çocukları yok sokaklarda, caddelerde. Damatlık giymiş, subay olmuş, izci kıyafetli oğlan çocukları da yok. Çünkü koronalı günlerden geçiyoruz. Tüm dünya gibi. Yine onların geleceği için, sağlığı için karantina var dört gün. Devlet, ana babalar, nineler, dedeler seferber olmuş onlar için. Çalışan anne babaların çocukları ki bunlar daha çok doktor, hemşire ve diğer sağlık çalışanları ve polis çocukları ve mecburen halk hizmetine koşanların çocukları. Günlerce ana baba yüzü görmüyor. Ana babalarda onları. Ve bugün yirmi üç Nisan. Evde odalarında balkonlarında o çocuk ruhları ile bayramı kutluyorlar, şiirler okuyorlar, videolarını sosyal medyada paylaşıyorlar. Yarının büyükleri yılmaz Türk çocukları.
İki gündür bulutlu soğuk geçen hava adeta onların çoşkusunu paylaşırcasına güneşli ve berrak. Kutlu olsun, mutlu olsun 23 Nisan Ulusal egemenlik çocuk bayramımızın 100. yılı. Teşekkürler Atatürküm! Teşekkürler. Teşekkürler ülkemin kahraman askerleri, gazileri, şehitleri. Ruhunuz şad olsun. Size minnettarız. Akşam 21.00 de balkonlardan İstiklal marşımızı okuyacağız hep beraber. Meclis başkanı meclis önünde okuyor olacak, cumhurbaşkanı ve siyasi parti liderleride farklı yerlerden katılacak. Öncesinde TBMM olağan üstü gündemle toplanacak.
Her ne şart ve ahvalde olursa olun varız, biriz, beraberiz. Sağlıkta varlıkta bayramımızda el ele gönül gönüle balkonlarda kıp kırmızı çiçekler açacağız.
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!
Covid 19 Çinin Huan kentinden çıktı. Aralık ayının onundan sonra Çinde felaketlere yol açtı. On binlerce
ölü. Hayat durdu. Herşey durdu. Çin bir üretim ülkesiydi oysa. Dalga geçiyorduk İçimiz dışımız çin oldu diye. Herşey yapıyordu bu küçük adamlar. Hem de ucuz, her isteğinize göre ve her biçimde. Amerika, tüm avrupa,arap dünyası oraya malzeme yaptırıyordu. Şimdi ne olacak? İçimiz dışımız korona oldu. Daha kaç gün kaç ay yada yıl sürecek, ufukta henüz aşı yada keskin bir ilaç yok, zaten ufuk ta görünmüyor. Önümüz karanlık puslu umutlar zayıf.Televizyonlarda eski çağdan kalma filimler seyreder gibi ölüm vakalarını izliyoruz. Paket gibi üst üste yığılıp toplu gömülen cesetler. Sokaklarada kokan cesetler. Aldıkları yetmiyor alacakları daha çok korkutuyor. Çalışıp üretemeyen fabrikalar. İşlenmeyen, ekilip biçilmeyen toprak. Okula gidemeyen çoçuklar. Çalışamayan mühendisler, işçiler. İşten çıkarmalar. Geçim sıkıtıları açlık.Gelecek pek parlak değil. Hemde hiç parlak değil.
Korona öyle bir çarptı ki, bütün dünya payını aldı. Başta Amerika. Şimdilerde koronanın yeni üssü. Sağlık sektörü çöktü, ekonomisi bozuldu. Sahi dev silahlarına ne oldu? Küçük bir virüs koca bir tokat attı. Üstünde güneş Batmaya İngiltere tarumar oldu. İnsana sağlığa yatırım yapmamışlar ki. Hep öldürmeye yönelik silahlar üretip suni savaşlar çıkardılar. Almanya, İtalya Fransa, İspanya. Hepsi sınıfta kaldı. Birlikler, topluluklar( Nato, AB, Unescu, Varşova Paktı, BM ) Hiç işe yaramadı. Hepsi kendi başı telaşına düştüler. Bir de bir birlerini suçlamaya başladılar.
Ülkemizde payına düşeni aldı. Sokağa çıksan ölüm korkusu. Çünkü hızlı yayılıyor. Bir kişi 16 kişiye bulaştırıyor. Çıkmasan üretim duruyor. Hayat duruyor. Ne yiyip içeceksin. Herşey lazım. Gıda, İlaç, Giyecek. Şu anda fazla ölüm yok ülkemizde. Sağlık çalışanları canla başla çalışıyor. Ama vaka sayısı çok belki dahada artacak. Kimse öngörüde bulunamıyor.
Doğayı katletti insanoğlu, doğa bize yardım etmiyor. Yiyecek, içecekler güçlü değil. Zaten bağışıklık sistemi zayıf olan, altta hastalığ bulunanlar en büyük hedef. Korona onları çok seviyor. Birde koranın kardeşleri var. A,B,C tipi de çıkmış. Ama ilaç aşı yok henüz.
Evet gelecek bize sıkıntı verecek . Koranalı günler; acı, yokluk, kıtlık biriktiriyor. Birde ders verdi. İnsan olun. Doğaya dost olun. Sağlığınız önem verin. Hayvanları sevin. Vahşi hayatı yok etmeyin. Doğal dengeyi bozmayın. Hava kirliliğ hayli azalmış. Hayvanlar sokalarda daha özgür dolaşıyor.
Hayat akıp gidiyor. Korona tüm dünyayı sarmş. Adeta kavuruyor. Dünya haritası kıpkırmızı. Kızıl veba, tifo, kolora, verem derken insanlık korona yani covid19 ile yüzleşti. Hep ölüm haberleri, entübe, yoğun bakım yükselen vaka eğrileri, istitastikleri seyrediyoruz her akşam televizyonlardan.Yokluk, işten çıkarma, daralan ekonomi görünmeyen ufuk. Korkutan yarınlara dair türlü çeşit senaryo ve fikirler .
Arada bir gülümseten manzralar, çocuklar, sokaklarda çoğalan hayvan toplulukları, kuşlar, martılar,güvercinler ve marmarada gezinen yunuslar. Ve Robin Hood. Kim bu Robin Hood? Sonbahardan beri adı sık geçiyor. Önce İstanbulda dar gelirli ailelerinin oturduğu semtlerde paralar dağıtıyordu. Sadece bana dua edin yazıyordu. Zarflardan çıkan minik yazılarda. Yüzler gülüyor, çocuklar seviniyordu. Hata o ara seçim vardı ya herkes bir siyasetçi galiba, diyenler bile oluyordu. Daha sonra farklı şehirlerde de görüldü. Veresiye deterlerini açtırıp bakkalara ödeme yapıyor hesap kapatıyordu.
Aslında Robin hood ismi 12.yyılda İngiltere de yaşıyan bir efsane idi. Kimine göre fakirlere yardım eden haydut. Kimine göre kral Johna karşı koyan bir asil zade idi. Normandiyalı. Zenginden alıp Fakire veriyordu. Onuda kimse tam bilemiyordu. ama pek çok hikayesi vardı. İngilterenin Sheer ormanlarında yaşıyor yani saklanıyor bir takım arkadaşları vardı. garip gurabadan.
Bizim Robin Hood kimdi bilen yok yada bilen gören susuyor. Birgün Kars ta bir gün Muşt'a ortaya çıkıyor. Onun işi veresiye defterlerini kapatmak zarfla para dağıtmak ve mutlu olmak. Yolu açık olsun. Hatta Robin hoodlar çoğalsın. Korona yüzünden iş güç durdu. İşten çıkarmalar çoğaldı. Gıda ve ilaç fiatları en başta olmak üzere herşeyin fiatı arttı.
Eskilerin dediği gibi; kul daralmayınca hızır yetişmezmiş. Türk insanın içinde Robin Hoodluk yani iyilik severlik her zaman vardır. Biz bu yönümüzü unutmuşuz biraz galiba. Şu günlerde yeniden filizlendi boy verdi. İnancımız gereği hayır hasanat yapmak sevap kazanmak mümin kulların işi değilmiydi. Ramazan ayı, bereket ayı. Zekat fitreler katlanarak dağıtılmalı bu yıl. Tabii gücünüz oranında. Gösterişten uzak. Tıpki Robin hood gibi sessizce. Bu arada Türk Robin Hood Bursalı bir iş adamıymış. Ahbaplar grubu ile Çalışıyormuş. Bu grubuda Haluk Leven Kurmuş. Ben ona HARİKA ÇOCUK diyorum ömrü uzun olsun kazancı bol.
Yıllar önceden bir anımıda anlatmak istiyorum bu arada. Ankarada yaşıyordum o zamanlar. Ulus ta bir işim vardı. Eve dönmek için otobüs durağına giderken. Atatürk heykelinin Çaprazında Eskiden Sümerbank vardı, devamında ziraat bankasının binaları kesme taştan yapılmış benim çok hoşuma giderdi. Onlar hala duruyor. Sümerbank kapanalı yıllar oldu. Hemen sümerbankın az ilerisinde halk ekmek kuübesi vardı. oradan ekmek almak istedim sonrada otobüse binip Keçiörene evime gelecektim. Ekmeğimi aldım, parayı uzattım adam almadı. Haliyle bende niye diye sordum. Hayırdı!Cevabı çok ilginçti. Bir arkadaş emekli olmuş. ikramiyesinin bir milyarına ekmek dağıtıyor. Dar zor günlerinden kalma bir sözü varmış kendine. Allah kabul etsin dedim. Ne güzel! Sene 1994 yer Ankara. Bu ülke yokluktan kıtlıktan çıkmış. Yoktan var olmuştu elbette. Cumhuriyetin evatları o günleri unutmamıştı. Nereden gelip nereye gittiklerini çok iyi biliyordu. Zaman zaman böyle Robin hoddlar yada hızırlar hep görülür bizim ülkemizde.
Gelip geçti koca koca yıllar
İz bırakmayan nice haftalar aylar
Şöyle bir bakıp gitti gülen yıllar
Saçlarıma gümüş teller taktı yıllar
Tutmadı elimden koca yıllar
Su koydum tas tas
Yalnızlık bana has
Anam tam ihlas
Babam benden önce gitmişti
Temizlerim köşe bucak
Patlak, patlak gözler,
Islak deri, kocam bezler
Vır ak, vır ak.
Oynar zıplayarak.
Dili bu kadar,
Hep sinek yakalar.




-
Eşref Trak
-
Mehmet Küçükkarahan
-
Nevzat Bilgiç
Tüm Yorumlariyi geceler. yorumunuz için teşekkür ederi. sizlerle şiir paylaşmak güzel bir duygu.
saygılarımla
eşref trak
kaleminize ve yüreğinize sağlık....
Değerli Şaire iyi geceler! ...
Artık Sakarya 'da değil, Edirne ' deyim.
Evinize esenlikler dilerim.
Saygılarla.