Şimdi,
Oturdum bir ümidin baş ucuna,
Eylülü bekliyorum.
Gör bak!
Nasılda hüzünlerim dökecek yapraklarını üstüne.
Ama yorgun,
Uzun, upuzun dizeler dağılıyor
Nikotin kokulu esmer bir geceden sabaha
Göz kapaklarım
Usulca ağırlaşıyor
Pembe bir çikolata kağıdına sarılıyorum
Kirpiklerimde hala ıslak bir gecenin yorgunluğuyla
Şimdi sen kalbimin taa öteki ucundan
Ve,
Beyaz bir ülkeden seslensen bana
Dil ucuyla ..
Temmuzun
Memeleri önüne düşmüş halidir Haziran.
Ve büyük bir fırçayla silip yenisini çiziyoruz üzerimize.
Başka günlerin,
Başka insanların alt yazısı olduğunda,
Büyük ekran dev bir kalabalıktan geçiyor gençliğimiz..
Halbuki,
Suyun yüzüne doğru uzanan begonvilleri de sevmişim bir zamanlar.
Göğü aldatan gri renginide.
Bak denize atılan taşlar geriye dönüyor.
Yağmurun göz altları mor bir çukura dönüşüyor.
Eylül göz kırpıyor kapıdan.
yüzümde biriken onca hüzne rağmen
hergün ezbere yazdığım şiirlerden bir kalp çizebilseydim eğer
yüreği ağzında ıslanan bir yağmurun altında üşüyen serçe de olurdum elbet
ben, her günbatımında sarılmak istediğim annemden öğrendim
çiçeklerle konuşmayı
sen buna ne dersin bilmem
Tek köşeli dünyadan
Ateşler çıkartarak ıslandığım bütün yağmurların
Duasına çıktım dün gece
Tek kaldım
Çok ağır yargılandığım yüzümle
Tek kaldım
Eskisi gibi değil şiirler
Bende değiştim haliyle
Anlamını yitirmiş sevgileri gördükçe
simitle içilen çayın, anlamsızlığı bulaştı yağan yağmurlara.
İyiliğin yerini, görsellik aldı,
Zarif kadınlar yerini, ağır romanlara bıraktı.
Şimdi, küskün bir dildir soluğum
Sayfa arasına kırgınlık misali düşen yağmurlar
kirpiklerimden geçerken
uykusunda ifşa etmiş yorgunlukların
içime sıkıştırılmış sahte bir sevdayla yazılışını anlatıyorum
düz bir sayfaya
Bir şiir'lik ömrüm kaldı yanında,
Yaz beni !
Ölmezsem her mısrada,
Aşk değilim ...
Özge Özgen




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!