Ellerimde ateş böceklerinden
kurulu sevinçlerimi
ne zamanki okul bahçesine sığdırdım
kalbim zil sesine beş kala kalktı
o masaldan
Bütün şiirlere küstüm
Yazgısı palyaçolara benzeyen
çokomel kağıtlarına sarıyorum acılarımı
Burnum uzamasın diye
üç beş karalama yapıyorum fesleğen kokulu gölgemin üstüne
Çocukluğumdan bir mektup tutuşturuyorum Kalbimin elime
İlk, gün doğarken sızlıyor bazı ağrılar.
Odamdaki kardelen kokusundan anlıyorum bunu.
Çoğu ayrılıklar böyle olur.
Çörek otu tatı gelir ağzına..
Üzerine vişne lekesi kalan elbisemin yakasına, kuşlar bile konar.
Önceleri
Yine tepeden çöktü akşam Cundaya
Ve ben döküntü bir evden kuşları izliyorum
sürekli damağımda çürüyen bir cümlenin devamında,
aynı şiiri ve bütün renkleri birbirine karıştırır gibi bahsediyordu kitapta..
(Bitişik olmayan her ne varsa, açalım)
böyle bir yağmurda, sesinden, kaç kare sarılırım bilmiyorum ama ;
tekrar tekrar dinlemek istiyorum seni ...
sen, istediğin kadar altın kaplama iplikler dola boynuna
üstüne oturmayan ütüsüz bir pantolonun en lacivert halindesin
vew sürekli kısılan bir ses bu
içimin en mahrem yerleri kuytu bir köşede çözülüyor
bu yağmurda ilk ıslanan ben değilim
Şimdi dalgın bir denizdir ellerim.
Mesela şu gökyüzü
Dile gelse,
Neler anlatırdı kalbime kim bilir.
Ben senin ismini ezbere bilirim bilmesine de,
Ya giderse diye çok korkuyorum işte!
Çekildim bir kenara,
Gittikçe ufalan bir yağmuru izliyorum.
Anlatmak gelmiyor içimden başından geçenleri.
Çok üzgünüm ..
Şimdilik, bir susma payı daha bırakıyorum geceye..
Hani olur ya ;
Gövdemin bir tek şiirden ibaret olmadığını öğrendiğinde
Kalbim bir fesleğen gibi büyüyecek.
Ve, küçük nehirlerin yanağımı deldiği bir ıslıkla
Yağmura dayama sırtını
Sevgilim,
Bu defa sen yaz bu şiiri.
Biraz yalnızlık, biraz da kırgınlık koksun baş harfi.
Çokça uzaklık,
Ve herşeyden yana düş kırıklığım kalsın içinde ..
O zaman belki anlarsın ,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!