Yağmurlar uykuya daldı.
Penceresi açık bir hayatın üst katından seyrettim bütün bir şehri.
Yorgun yüzler çevirdim ağrılı bir kapının önünden
Duvar diplerine iğde ağaçlarının kokusunu ektim.
Gelir birazdan
İnce esmer elleriyle çirkin bir kadın,
Ölüyorum dediğimde,
Kalbime doğru iniyordu yağmur sesleri.
Sonra fesleğenlere su verdiğimi görmüştüm.
Yüzüne, yüzümden dökülen cümlerden kaç şiir diktiysem,
Kapatıp durdum iğne izlerini...
Unutmak mı
İlle de bir cevabı olacaksa gecenin.
Bir yarayı deşip gidiyor yağmur dediğimiz şey
Nasıl anlatılır
Bir kadının kadına ettiği?
Ben yazdım!
Bir sabah olsun istiyorum.
Gün ışığı göstersin eski yüzünü.
Yalın bir toprak koksun hayat.
Ihlamurlar şifa dağıtsın dalında.
Sen emel çiçeklerinin kokusunu arzula.
İstiyorum ki,
Artık seninle olmayacağını biliyorum.
Çünkü ben artık, eskiden olduğu gibi koşamıyorum. Yürümek bile yoruyor beni.
Çok çabuk vaz geçmeye başladım, herşeyden herkesten.
Pes etmekten bahsetmiyorum ama, kalabalık insanlar istemiyorum hayatımda.
Bu yüzden de dik yukarıya çıkmak harcım değil.
Genç de değilim haliyle, iyice yaşlandı şu küçük kalbim.
Ezilmiş güller yetiştirdim balkonda
Çamaşırları iki ye bölüp astım
Çarpma bilmem ben
Ezber bozan hayatlardan
Her yazılan şiir midir onu bilemem.
Ama, kalbim incinmiş bir mektup gibi duruyor elinde.
Son cümlesinde aşk olan,
İmla hatalarımda olmuştur mutlaka.
Olsun!
Aldırma sen.
Saçlarıma gül renginde takılan
kısa bir tül perdenin ardından yazmaya başladım bu şiiri
Yaz yağmurları
Islatmaya başlayınca
Cam bir şişeyi
Karnımın içine
Ve ben artık,
Kendi gövdesinden içine doğru kıvrılan,
Bir fesleğen yaprağı kadar yaralıyım ..




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!