Bir hayli zaman geçti
Yaşlı bir balıkçının ağına takılalı düşlerim
Sonra denizle konuşmaya başladım
Zaman geçti
Gökyüzü olmak istedim
Çoğu geceler
Başını koyamadığın yastık da bilir bu.
Hüzünleri gizlemek sabahın işidir.
Turuncu bir düştür öğlen vakitleri
Ve akşam üzerleri,
Kalabalık bir tılsımı çeker ciğerlerine İstanbul.
Yağmur da gölgesine çekildi
Uğultulu bir gök kaldı ardında
Delik deşik bir hüzün, ucu yanık mektuplar
Şiirden öte bir yalnızlık benimkisi
Dısardayım,
Birazdan içeriye döneceğim.
İlk kez, kardelen beyazlığında kadın olmak da var bu hayatta.
Sonra dışa doğru koşmak
Hiç durmadan.
Kaç kış kaldı gün ortasından mayhoş uyanan bir bahara?
Ömrümün sol yanından geçip gittim.
Şerefine içilen bir üzüm suyu kadar günahkarım şimdi.
Durmadan kendini uzatan bir yol arıyorum kendime.
Konuşunca, alnında bir leke ile bırakılan bir kadın
Susarsa,
Beyaz bir gemi geçer uzak bir denizden.
Ben aslında,
Kalbimi başka bir renge boyamak isterdim.
Hüznün adı değişsin, bahar gelsin
İri göğüslü kadınlar da
Biliyorsun, mutsuz bir kadınım ben.
Kurutulmuş orkideler de bilir bunu,
Beyaz sabahlığımda.
Gökyüzü rengini nerden almışsa,
Yüzünü rüzgara dönmüş bir bahar dalından kırıldı kalbim.
Bu kadar vefasız olma.
Artık yorulduysa kalemim seni yazmaktan duvarlara.
Acıyorsa kalbim,
Ve gidiyorsam yokluğunu yanıma alıp uzaklara.
Bil ki,
Unuttum demek değildir bu
Yalnızlıktır bunun adı ..
Ne zaman yaprak dökümü başlasa içinde,
Beni hep böyle hatırla
Olduğum gibi..
Vedalar soğuk olmamalı hep
Bazen de ellerinin sıcaklığında kalmalı aşk!
Ve dudakların her zaman öpüşmeye hazırken,
Bir şiir geçiyor içimden,
Kıyısında hercai bir kelebek.
Uykusunda aşk.
Henüz yeni doğmuş bir bebek gibiyim,
Ağzımdan süt kokusu düşüyor yağmura.
Ve ıslanıyor saç tellerim..




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!