Bir yağmur yağsa şimdi
Anlatsam duvar diplerindeki gölge çiçeklerine seni
Sen, suyu vazoya koysan,
Ben, yenilerini diksem çiçeklerin.
Sonra öylece otursak masanın başında, beklesek..
Bir an gelse,
Nereden geldiler bilmiyorum.
Kalbimde çıplak ayaklı kadınlar koşuyor..
Sormaya cesaret edemediğim eğreti bir bitkiye ad verir gibiler.
Öyle yoruldum ki, kafamdan şırınga elinde dolaşan nedensiz bir savaş.
Sonuç hep aynı.
Dağınık ,
cebimdeki rüzgar kırıklarından
ayrılan bir gün bu
güz yanığı
bir rüzgar geçti eteğimden
Rüyalarımı süslediğim bir gelinlikle,
Duvağımdaki gelincik seslerini bir susturan olsaydı,
Bu kadar yorulmazdı kalbim.
Alnından vurulan kapıların arkasından bakan çocukluğumdan
Hep iyiyim diyorum ya,
Değilim!
Gün sonunda üşüyen bir nergise benziyorum.
Ekşi erik tanesi gibi yeşil.
Gözlerimin altından yağmurlar damlıyor.
Gençliğimden kalan güzelliğim artık yok!
Ben ki; fesleğenleri çok sevmiş bir kadınım.
Sararmış sayfalara öksüz cümleler
bırakmak yerine,
Etimle kemiğimle,
ve kalbimle,
Esrik bir şiirde ıslanmak isterdim...
Büyük hatalar yapıyorum doğru.
Küçük insanların
gökyüzüne kanat çarpması kadar yanlış yaşıyorum da doğru.
Ele avuca sığmayan yağmurların aşinasıyım belki de,
Ve hiç vaz geçmeyi düşünüyorum bu huyumdan.
Kaktüs doğdum,
"Şayet
Bugünler'de ölürsem.
Ruhumu şu gamsız kuşların kanatlarına bağışlayacağım.
Bu şiirler zaten benim degil.
Hepsi senin suçun..."
Kalbin taş olmuş halini de gördüm ayrıca
bu boşlukta
Suyu baş aşağıya dökerken
kayan yıldızlar
Sen beni ılık bir kış masallarına inandırdın.
Yak şu ateşi !
Ve kopar ipini bütün düğümlerin..




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!