Akşamın kollarına bıraktığım hüzünlerden,
Yüzümün eksikliğine binmiş bilyeler dökülüyor kelimelere
Ellerim bile çürüyor
"Seni düşünmek ne güzel
Bir sabah uyandığımda
Güneş doğmadan henüz,
Gölgesi düşmeden yüzüme günün
Seni özlemek mesela
Su içerken dahi
Ciğersizliğim tuttu
Biraz kedi taklidi yaptım
Şiirsizlere paslı leğen falan sattım
Bu henüz cümlesi tamamlanmayan bir dünya sevgilim
İçinde güvercinlerin
ve atlı karıncaların dolaştığı bir gökyüzü bulaştı bana
Ben, ucu bucağı olmayan kör bir bıçağın ucundaki
derin yarayım
Sana daha öncede söyledim
kalbimde çıplak bir bakire var
Çıplak rahibeler
ıslak bir mendilde
çıplak çiçekleri çıplak yaprakları örtüyor
Ellerimde ateş böceklerinden
kurulu sevinçlerimi
ne zamanki okul bahçesine sığdırdım
kalbim zil sesine beş kala kalktı
o masaldan
Yine tepeden çöktü akşam Cundaya
Ve ben döküntü bir evden kuşları izliyorum
sürekli damağımda çürüyen bir cümlenin devamında,
aynı şiiri ve bütün renkleri birbirine karıştırır gibi bahsediyordu kitapta..
(Bitişik olmayan her ne varsa, açalım)
böyle bir yağmurda, sesinden, kaç kare sarılırım bilmiyorum ama ;
tekrar tekrar dinlemek istiyorum seni ...
sen, istediğin kadar altın kaplama iplikler dola boynuna
üstüne oturmayan ütüsüz bir pantolonun en lacivert halindesin
vew sürekli kısılan bir ses bu
içimin en mahrem yerleri kuytu bir köşede çözülüyor
bu yağmurda ilk ıslanan ben değilim
Gövdemin bir tek şiirden ibaret olmadığını öğrendiğinde
Kalbim bir fesleğen gibi büyüyecek.
Ve, küçük nehirlerin yanağımı deldiği bir ıslıkla
Yağmura dayama sırtını




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!