Aslında bütün aşk mektupları birbirine benzer.
Tıpkı acısını içine gömmüş,
Tam orta yerinden bıçak darbeleri almış kadınlar gibi..
Yürürken ayak bileğini incitme kıyamam diyenler olur.
Gölgenin kıymetini bil, ve yürü..
Sesin geldiği göre doğru giden pileli eteklerin bile ,
Günebakan çiçekleri gibi öne eğdiysem yüzümü,
Sesimden gürültülü yağmurlar geçtiyse yok yere,
Ve sustuysa kalemimden dökülen önsözlerim,
Sararmış sayfalara
tükenmez kalemlerle çiz kalbimi
Şiir niyetine...
Yağmur sesi kısılmış gibi
Kesik kesik günebakanlar akıyordu rüzgardan.
Önümüzdeki yırtmaçlı etekli kızlara baktım
Bir de sakalı uzamış kadınlara..
Nedensiz ne var ki ?
İçinde dağınık bir kadın var.
O na, önsözünde hiç yazılmamış öyküler biriktiriyorsun .
Bazı mektuplar gibi düşün
Lacivert kalemlerle altını çiziyorsun.
Bazen işte koyamıyorsun ya kimseyi kimsenin yerine,
Öldü diyorlar gömüldüğün güne.
Bazı geceler
Sıradan şeyler olmuyor.
Yuvarlak halkalar halinde büyüyorum.
Ve ne zaman yağmur başlasa mavi bir mum alevi damlıyor İzmir'in kalbine.
Diyorum ki,
Ama içimden,
Şuandan itibaren terk edilmiş bir kadınım ben...
Tek parçam var... Tek ayağım, tek kolum...
Boynum sürekli uzaklaşıyor benden
Saçlarım desen daha bir kızıl daha bir asi
Bu bir bıçak kesiği bile değil, daha acısı
anlıyor musun
Kalbimi ilerleyen bir tarihe bıraktım
Bu aralar kuş olup uçmayı bile düşünüyorum
Bütün bu yükseklik korkularımla yüzleşmek iyi gelebilir bana
İçimdeki buğulu harflerin üzerinden sessizce geçerken
keçeli kalemlerle gece
Belki bir sabah telefonda sesinden hüzünlü şarkılar dinlerim yine
Özlem derken gözleri yağmurlar içinde kalan tenimi
Sevda derken
Ölüyorum dediğimde,
Kalbime doğru iniyordu yağmur sesleri.
Sonra fesleğenlere su verdiğimi görmüştüm.
Yüzüne, yüzümden dökülen cümlerden kaç şiir diktiysem,
Kapatıp durdum iğne izlerini...
Unutmak mı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!