Belki birgün seninle güzel bir manzarada oturup
Gökyüzünü seyrederiz.
Çay demini alırken,
Sen şiir okursun bana..
Belkide gelmişimdir..
Gelmişsindir..
Nemli bir bıçağın ucunu sıvazlerken ömrüm.
Sol yanıma devrilen
Cümleleri ezberliyorum.
Şimdi şuradan çıkıp gelse çekip gidenler.
Ve ucunda deniz olan
bir masal anlatsalar bana,
Ne vakit seni düşünsem
kır çiçekleri düşüyor yüzüme
saksıda beyaz bir karanfil oluyorum
Sesin gelse şimdi diyorum
Bir yağmur başlıyor
Gökte telaşlı kuşlar görüyorum
İlla ki
Bir akşam üstü
Mavi çiçekler açacak gamzelerimde
O vakit
Sen geleceksin
Gökyüzünde bir yağmur başlayacak belki de
Eylülün tam kalbindeyiz.
Mavi odalarda akdeniz kokusu ve ben.
Sahil boyu yeşil gözlerin yanarken üstümde,
Bir yandan avuçların üşüyor belli ki.
Yanı başında yabancı eller
Önünde yosun renginde bilyeler renk değiştiriyor.
Kalbime ıslık çalıyor zaman.
Alışılmış bir hayatın çakıl taşlarını koyuyorum sandığa.
Sanki, iri bir dünya var elimin altında
Ve bütün kuşlar uzaklaşıyor ordan..
Buz gibi bir İstanbul akşamından yazıyorum bu satırları.
Sevgilim demiyorum artık
Çok söyledim bu kelimeyi.
Ve ardından kutsal bir aşk'mış gibi sardılar etrafını.
Yazamadım da,
Pulsuz mektuplar beş para etmiyor buralarda.
Bu sabah, öperek uyandırdım yalnızlığımı.
Saçlarımda ne kadar kırılmış hüzün varsa dağıttım rüzgara..
Bir yağmur sonrası bu.
İlk defa içimde ağlayan bir kadını susturmak istiyorum.
Boşuna bunca şiir.
Sana değilde,
Düşündüm
Nasıl çıkarsam seni kendimden
Kaç yokluğa çarpsa yüzüm
İz oluyor herşey
Gece uzun,
Ellerimde bir yığın yorgunluk birikti.
Eski cümleleri ezberliyorum,
Bir kaç yağmur damlası çarpıyor yüzüme.
Şiir yazmıyorum ki
Su içiyorum denizden.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!